Ubeydullah Ahrâr -rahmetullâhi aleyh- Hazretleri’nden hikmetli sözler ve tavsiyeler...
Altın Silsile’nin 18’inci halkası, Türkistan’ın büyük velilerinden Ubeydullah Ahrâr Hazretlerinin hayatı...
Müslümanın her hâli Müslümanca olmalı. Tabiî bu da bir san’at. Zamana göre de değişir. Yani idare edeceğim derken, taviz yoluna fazla gitmek hatalı. Muvafık değil. Daha doğrusu izin yok. Müslüman samimi olacak. Kendini sevdirme kabiliyeti olacak. Samimi insanı düşmanları bile sever. Hatta buğz etseler bile yine sevmek zorundalardır.
Ubeydullah Ahrar Hazretleri’nin hikâyesi, hizmet söz konusu olduğunda, parasızlığı bahane eden fakirlere, vakitsizliği bahane eden zenginlere güzel bir ders niteliğindedir.
Ubeydullah Ahrar Hazretleri'nin hikmetli sözlerinden bazılarını derledik.
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri, kişinin mânevî inkişâfı için gayret sarf etmesi gerektiğini ifâde eder ve şöyle buyururdu: “Eğer kişi gayret ve îtinâ ederek zikirle meşgul olursa, kısa zamanda öyle bir mertebeye erişir ki, duyduğu sesler ve halkın konuşmaları ona zikir gibi gelir. Hattâ kendi konuşmaları da böyledir. Ancak gayret ve îtinâ olmazsa, bu hâl gerçekleşmez.”[1]
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri İslâm’ın emir ve yasaklarına son derece bağlı idi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Sünnet-i Seniyye’sine tâbî olmadan yüksek mertebelere ulaşmanın mümkün olmadığını ısrarla vurgulardı.
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri bütün ömrünü, halkın irşâdı ve hayır hizmetleriyle geçirdi. Fıkarât, Risâle-i Havrâiyye, Risâle-i Vâlidiyye, Ruka‘ât (Mürâselât) gibi kıymetli eserler kaleme aldı.
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri’nin, Orta Asya’dan tayy-i mekân ederek İstanbul’un fethine iştirâk ettiğini, torununun oğlu Hâce Muhammed Kâsım şöyle naklediyor...
Ubeydullah Hazretleri, ibadetlerin temelinin yediğimiz şeylerle çok yakından alakalı olduğunu; gördüğünüz bütün zevksizliklerin ve perişanlıkların, çoğu zaman şüpheli gıdâlar yemekten kaynaklanduğını söylüyor.