ubeydullah ahrar hazretleri

Merhamet Ufkunun Yüceliği

Ubeydullah Ahrâr Hazretleri’nin şu sözü, sahip olduğu merhamet ufkunun yüceliğini ifâdeye kâfîdir: “İnsanın akrabalarına üzüldüğü gibi, Allâh’ın yarattığı herhangi bir şeye zarar geldiğinde ona da üzülmesi lâzımdır.”[1]

Malını Müslümanlara Vakfeden Allah Dostu

Ubeydullah Ahrâr Hazretleri, bütün gelirlerini, medreselerdeki ulemâya, talebelere; tekke, zâviye ve câmilerdeki sûfîlere; yolculara, ihtiyaç sahibi müslümanların istifâdesi için tesis edilen vakıflara akıtırdı.

İnsanlara Hizmet Ederek Manevi Olgunluğa Ulaştı

Ubeydullah Ahrâr Hazretleri varlıkta ve yoklukta mütevâzı ve müstağnî yaşamayı tercih etmiş, dünya nîmetlerinden el çekerek kendini bütünüyle mârifetullâh’a teksîf etmişti. O, insanlara her fırsatta hizmet eder, aralarında hiçbir ayrım yapmazdı. Hizmetine karşılık bir şey vermesinler diye de gizlice oradan ayrılırdı.

İstanbul'un Fethine Katılan Gizli Ordu

Fâtih’in eşsiz dehâsının eseri olarak; gemiler, karadan yürütülüyor; havan topları, mevzîlerine oturtuluyordu. Gönüller, bir an evvel Bizans’a girip Ayasofya’da ezân okuyabilmenin heyecânını duyuyordu. Fetih devam ederken bu fethe öncülük eden gizli kahramanları gören, Horasan’dan gelip İstanbul fethine iştirâk eden Ubeydullah Ahrâr Hazretleri’nin oğlu Hâce Abdülhâdî esrarengiz askerleri anlatıyor.

Ölümü Güzelleştirmek

Diğergâmlığa ulaşabilen mü’minlerin gönül ufku, “Önce ben” yerine, “önce o” diyebilmektir.

Nâfile İbadetler mi Önemli Yoksa Hizmet mi?

Samimî ve hakîkî bir âşık, sevdiği uğrunda canını bile verse, yine de bir fedakârlık yapabildiği hissi taşımaz. Sanki borcunu ödüyormuş gibi rahatlıkla bütün varlığını cömertçe harcar. Gerçek bir müʼminin Allah için yapacağı hizmet, gayret ve fedakârlıkları da böyledir.