Sadi Şirazi, “Bir tek ağaç yaprağı bile O’nu tanımak için bir divandır” diyor. Gerçekten de bir yaprak incelendiğinde Şirazi’nin bu tespiti açıkça görülecektir. Zira yaprak, ağacın sindirim organı, solunum organı ve hatta dolaşım sisteminin en önemli unsurudur.
Yüzakı Dergisi 13. yılında bir yıllık dergi abonelerine Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin kaleme aldığı Cihan Semamızda Baki Kalan “Hoş Sedâlar” kitabını hediye ediyor.
Tefekkürde derinleşmek için atılacak ilk adım, etrâfa ibret nazarıyla bakmaktır. Zira, Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh’ın nîmetleri sayıldıktan sonra, insanlara defalarca; “Ey bakış, görüş ve idrâk sahipleri!..”(Âl-i İmrân, 13; en-Nûr, 44; el-Haşr, 2) diye hitâb edilmiştir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, irfânî bilgiden bahsediyor....
Dünyayı âhirete tercih etmek; geçici olanı kalıcı olandan, damlayı deryadan, çer-çöpü pırlantadan kıymetli görmek gibi, hazin bir hamâkattir. Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleriʼnin buyurduğu üzere, bu hamâkate dûçâr olanların en bâriz vasıflarından biri “cehâlet”tir.
Fırsat elden kaçmadan, bütün fânî nîmetleri ebedî saâdet sermayesi kılabilmeye gayret etmeliyiz. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bu hususta biz ümmetini şöyle îkaz buyurmuştur: Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil.
Âhiretin sonsuzluğu karşısında deryadan bir damla hükmünde bile olmayan hayat, beşikle tabut arasındaki mesafeye sığmayacak kadar ulvî bir hakîkattir. O hâlde “Hayat nedir?” suâline, sadece toprağın rutubeti ve mezar taşlarının katı sessizliği cevap olarak yükselecekse, böyle bir gafletle ziyân edilmiş fânî bir hayattan daha acı ne olabilir?..
Tefekkür, ibret ve hikmet; açlık ve hüzün hâlinde daha kolay elde edilir. Zira mide fazla dolunca, tefekkür âdeta uyuşur, gönlün hassâsiyet ve rikkati körelir. Ebû Süleyman Dârânî (r.a.) çok yiyenin kaşılaşacağı altı belayı ise şöyle açıklıyor.
Muhterem Mûsâ Efendi -kuddise sirruh-, sohbetin feyz ve bereketine nâil olabilmek için onun âdâb ve erkânına uymak gerektiğini ısrarla ifâde eder ve şöyle buyururdu...
Namazda bedenin kıblesi Kâbe, kalbin kıblesi ise Cenâb-ı Hakʼtır.