Yüzakı Dergisi yazarları bu sayıda mânevî eğitimin zaruretine işaret ediyor. Dînî eğitimin önündeki dünyevî endişeleri, nefsânî takıntıları masaya yatırıyorlar. Hac ve kurbanın içerisinde olduğumuz bir ayda Yüzakı yine dopdolu bir sayıyla meraklı okurlarını bekliyor.
Bir mü’minin, gerek gönül dünyâsında gerekse beşerî münâsebetlerde kıymet hükümlerini oluşturan iki temel kaynak Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’dir. Bu kaynaklarda insanın değer ve îtibârının ancak “takvâ”sı ölçüsünde olduğu belirtilmiştir.
Dr. Adem Ergül, dünyayı değiştirmek için harekete geçen bir müminin yapması gerekenleri anlatıyor.
Sultan II. Murat, ilmi ve ibadeti çok, zühd, verâ ve takvâsı ziyâde bir pâdişahtı. Bunun içindir ki, tahtı henüz sağlığında iken evlâdına iki kez bırakabilmişti. Yoksa devlet idâre etmekten âciz ve cesaretsiz değildi. Zaten kazandığı parlak zaferler bunun en bâriz delîlidir.
Dr. Adem Ergül, mümin bir kimse ile münafık bir kimsenin günahına bakış açısının ne kadar farklı olduğunu açıklıyor.
Dr. Adem Ergül, Erkam Radyo'da yayınlanan "Âriflerin İzinden Hikmetler" programında Mevlâna'nın sözleri üzerinden başımıza gelen kötülüklerin nedenini açıklıyor.
Şeyh Sâdî buyurur: “Âdemoğulları bir bedenin âzâsı gibidirler. Çünkü yaratılışları bir mayadandır. Aynı cevherden yaratılmışlardır. Günün birinde vücuttaki âzâlardan biri ağrırsa öteki âzâları da rahatsız olur. Başkalarının dert ve acılarıyla muztarip olmazsan, sen «insan» diye adlanmaya lâyık değilsin.”
Kalplerdeki takvâ duygusunun kimde daha yüksek olduğunu, dolayısıyla kimin daha hayırlı olduğunu ancak Allah Teâlâ bilir. Bunun içindir ki Rabbimiz, âyet-i kerîmede şu îkazda bulunur: “Ey mü’minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır…” (el-Hucurât, 11)
Bir mü’min, yapacağı her hareketi; “Acaba Allah Teâlâ’nın rızâsına uygun mu, yoksa O’nun gazabını mı celbeder?!” diye düşünerek yapmalıdır.