Her insanın hayatı kendi tâkati nisbetince imtihanlarla dolu… Kimi buna kader diyor, kimi imtihan, kimi depresyon, kimi de “âmu’l-hüzn” yani “hüzün yılı” diyor.
Küfran-ı nimet, kısaca nankörlük anlamına gelir. Allah'ın verdiği nimete karşı nankörlük etmektir. Nimeti kullanırken, nimetin sâhibini unutmak ve Allahü teâlâya verdiği nimet ile asi olmak yani nimeti yerinde kullanmamaktır. Bu şükürsüzlük hâli, Rabbimizin hoşnud olmadığı bir durumdur. Rabbimizin ihsân ettiği nîmetlerin elden gitmesine sebep olur. Nitekim Cenâb-ı Hak, âyet-i kerimede “...Bana şükredin; sakın küfrân-ı nîmette bulunmayın!” (el-Bakara, 152) buyurarak bizi uyarır.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sabrın çeşitlerini ve fazîletlerini bildirdiği bir hadîs-i şerîfinde sabrı şöyle tarif etmiştir.
Mûsâ Topbaş Efendi Hazretleri’nin hayatındaki anahtar kelimelerden biri de hiç şüphesiz ki “tâzim” idi. Ulaştığı mârifet-i ilâhiyyenin netîcesi olarak, Cenâb-ı Hakk’a karşı son derece tâzim ve huşû içinde idi. “İbadet, insanı cennete götürür; tâzimle yapılan ibadet ise insanı Allâh’a götürür.” buyurur, ibadetin feyz ve bereketini çoğu zaman tâzîme bağlardı.
Şükretmek, nîmetlerin bereketlenmesine vesîledir. Şükürsüzlük ise, küfrân-ı nîmettir, nankörlüktür, bereketsizliğe, nîmetlerin geri alınmasına ve Allâh’ın gazabına sebeptir.
İlâhî imtihan için bulunduğumuz şu kısacık dünya hayatında, Rabbimizʼin bizler için takdir ettiği her hâli, hamd, şükür ve rızâ ile karşılamalıyız.
Şükür, sadece "Yâ Rabbi Sana şükürler olsun!" demek değildir. Bilâkis Allâh’ın kendisine lûtfettiği nimetlerin hepsini yaratılış maksadına uygun olarak kullanmaktır. Şükrün en makbûlü ise din kardeşlerine fayda veren toplumsal ibadetler ve hizmetlerdir.
Şeyh Sâdî buyurur: “Ey Âdemoğlu! Bazen nîmet içinde mağrur ve gâfil; bazen yoksulluk içinde ümitsiz ve mahzunsun... İşte neşeli ve kederli zamanındaki hâlin budur. Bilmem ki Rabbine (hamd, şükür ve rızâ hâlinde) kulluğu ne zaman edeceksin?!..”
Düşünmeliyiz ki Rabbimiz, bilip bilmediğimiz nice kusur, gaflet ve zaaflarımıza rağmen, bizlerden nîmetlerini esirgemiyor. Lâyık olmadığımız hâlde bizlere nice ihsan ve ikramlarda bulunuyor. Dolayısıyla, Cenâb-ı Hakkʼa nîmetleri için hamd ve şükrederken, hatâ ve noksanlıklarımız için de istiğfarda bulunmalıyız.
Muhammed Mâsûm Sirhindi Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.