Sadakayı, ona en lâyık olana vermeye çalışmak, mühim bir infak âdâbıdır. Yani işin kolayına kaçıp rastgele vermek değil; “Onlar ki zekât vermek için faâliyet gösterirler.” (el-Mü’minûn, 4) âyetinde işâret edildiği gibi, hakkın tam yerini bulması için, bir ibâdet vecdiyle, ciddî bir emek sarf ederek verebilmektir.
İhtiyacını arz eden muhtâca ulaşmak kolaydır. Ancak iffetinden dolayı hâlini arz edemeyen mahrûmu da bulmaya mecbûruz.
Düşünmek lâzımdır ki sahâbe-i kirâm bu devirde yaşasaydı, kurban ibadetini nasıl bir fedâkârlık ufkunda îfâ ederlerdi…
Bayramlar aslâ tatil günleri değildir. Bu mübârek günleri, zikirle, şükürle, Allah için yapılacak ikram ve ziyaretlerle ihyâ etmek gerekir.
Her ibâdetin gönle kazandırdığı apayrı güzellikler, fazîletler ve mânevî kazançlar vardır. İnsanoğlunun ham vasıftan kurtulup olgun bir mü’min olmasında bu mânevî kazançların ehemmiyeti pek büyüktür.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülfettin Çelik ile “Türkiye’de Değerler, Dindarlık, Dünyevileşme ve Yaşam Memnuniyeti” araştırmaları üzerine konuştuk.
Mü’min; “…Sen onları sîmâlarından tanırsın…” (el-Bakara, 273) âyetinin sırrına ererek, muhtâcın istemesine bile lüzum kalmadan, onun sıkıntısını sîmâsından anlayabilecek bir firâsete ulaşmalıdır.
Zekat kimlere verilir?... Zekat verilmesi gereken mallar nelerdir ve miktarı nedir?... Zekâtın farz olmasının şartları nelerdir?... Zekatın geçerli olması için gereken şartlar nelerdir?... Zekât yüzde kaç olmalı? Zekât ile ilgili tüm bu soruların cevabını bu yazıda bulabilirsiniz.