Biz kuluz, kulluğumuz her şeyimiz hatta varlık nedenimizdir. Bunu biz belirlemedik. Bizi var eden belirledi.
İslâm şahsiyet ve karakterini sergileyen kâmil mü’minlerin en mühim vasıflarından biri, hiç şüphesiz ki cömertliktir. Cenâb-ı Hak, bizlere Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’i tanıtırken, O’nun “Raûf” ve “Rahîm”, yani çok şefkatli ve son derece merhametli olduğunu bildiriyor. Zira îmânın ilk meyvesi merhamet, merhametin en belirgin alâmeti de “infak”tır.
Altınoluk Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, Abdullah Sert Bey ile Musa Efendi Hazretlerinin "İnfak Hassasiyeti" üzerine konuştu.
İnsanın her şeyden evvel kendi üzerinde hakkı vardır. Sonra âile efrâdı, daha sonra ise akrabâ ve yakınları gelir. Mîras hukukunda da aynı yakınlık ve hak sırasına riâyet edilmiştir.
Ümmetine çok müşfik ve merhametli olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bir Müslüman sıkıntıda iken kendisi huzur bulamazdı. Kendisini toplumun her ferdinden mesʼûl görürdü…
Sadaka hâlis niyetle verildiği takdirde, lâyık olmayan bir kimseye gitse bile onu veren, yine de ecre nâil olur.
İslam'ın temel şartlarından biri olan zekatın altı mühim hikmeti, bu ibadetin ehemmiyetini gözler önüne seriyor.
Zekât, sadaka ve hayır işlerinde dikkat edilecek mühim hususlardan biri de, gizliliğe riâyettir. Çünkü açıktan verilen sadaka, alan kimsenin hayâ duygularını zayıflatır, zamanla alışkanlık hâline dönüşünce de çalışma gayret ve isteğini ortadan kaldırır. Bunun yanında veren kimsenin de gurur ve kibre sürüklenip kendini beğenmesine sebebiyet verir.
Zekât ve sadaka gibi infaklarda edeb çok mühimdir. Bilhassa veren, alana teşekkür hissiyâtı içinde olmalıdır. Çünkü onu farz olan bir borçtan kurtarıp ecre nâil eylemektedir. Verilen sadakalar aynı zamanda, veren kişiyi hastalık ve musîbetlere karşı koruyan birer siper-i sâikadır. Yoksullar, fakirler ve garipler, aslında varlık sâhipleri için büyük bir nîmettir. Zîrâ cennet kapıları, onların duâları ile açılır.
Hak katında makbûl olan cömertlik, malın iyi ve güzel olanından vermektir. Zîrâ infaklar, bu inceliğe dikkat edildiği ölçüde kulu, rızâ-yı ilâhîye nâil eyler.