Sehl İbni Sa'd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki budu arasındaki (üreme) organını koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm."[1]
Ashâbı arasında bir anlaşmazlık çıkınca, Resûl-i Ekrem Efendimiz buna pek üzülür, aralarını bularak onları barıştırmak için elinden geleni yapardı.
Yüzakı Dergisi bu ayki sayısında "Kur'an Kültürü"nü dosya konusu olarak işliyor.
Uhud Gazvesi’nden çıkarılacak hikmetle nelerdir?
Peygamberimizin amcası, şehitlerin efendisi; Hz. Hamza (r.a.) ne zaman, nerede ve nasıl şehit oldu?
Câhiliye devrinde insanlar pek çok yanlış inançlara saplanıyor; akıl, idrak, şuur ve tefekkür gibi en kıymetli insânî meziyetleri alçaltan son derece gülünç durumlara düşüyor ve böylece ağır bir insanlık dramı yaşıyorlardı. Doğru bir düşünce, müstakîm bir fikir bulmak zordu. Yanlış fikirler almış başını gitmişti. Bunun bir neticesi olarak toplumda kadın ezilmiş; anneler horlanmış, kızlar utanç vesilesi olarak kabul edilmişti. Bu dönemde yaşanan bir hikayeyi dinleyen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadiseyi dinlerken ağlamaya başladı...
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müşteriye doğruyu söylemeyen ticaret erbabını kendi cemaatine layık görmemiş ve “Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur. Ticarette dürüstlük ise kıyamette peygamber komşuluğu ile müjdelenmiştir. Zira dürüstlük, her alanda bereket kapısıdır.
Bir Müslüman için en zor ve sıkıntılı anların en güzel mirası: “Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl; Allah bize yeter! O, ne güzel vekildir…” demek.
Hizmette bulunanların gönülleri, feyz ve rûhâniyetle dolu olmalıdır. Gönül ufkumuzun inkişâfı, ancak mânevî gıdalarla mümkündür. Bu olgunluğun neticesinde ise anlayış, seziş ve duygularımız derinleşir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîfinde bazı kulların işledikleri günahlardan pişman olmalarından dolayı cennete gireceğini haber veriyor. Şeytan böyle kulları gördüğünde ise şunu der: "Keşke onu bu günaha sokmasaydım."