Sultan Abdülhamîd Han tahta yeni geçtiği ve henüz devletin dizginlerini tam mânâsıyla eline alamadığı için Mithat Paşa ve avanesi, kolay bir zafer elde edebileceklerini umarak Sultan Abdülhamîd Hân’ı dinlemeyip Rusya’ya harp îlân ettiler. 93 Harbi böyle bir durumda neden çıktı?
Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin yeni kitabı "Bizim Medeniyetimiz" çıktı.
Uluslarası Osmanlı’da İlimler Sempozyumu Dizisi-I “Osmanlı’da İlm-i Kelâm: Âlimler, Eserler ve Meseleler” başlığında 25-26-27 Aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor.
Allah Resulü'ne (sellallahu aleyhi ve sellem) ve Ehl-i Beyt'e karşı sevgimiz nasıl olmalı? Onları severken nelere dikkat etmeliyiz?
Sultan Abdülazîz Han, her Medîne-i Münevvere postası geldiğinde abdest tâzeler, mektupları: «–Bunlarda Medîne-i Münevvere’nin tozu var!» diye öpüp alnına götürür, ondan sonra başkâtibe uzatır ve: «–Aç, oku!» derdi.
Ashâbın infak seferberliğinden nasîb alan Osmanlılar da, vakıf mevzuunda pek büyük hizmetlerde bulundular.
Sultan Abdülazîz Han, tahta çıktığında Osmanlı Devleti’nin durumu son derece karışık idi. Mâlî sıkıntı son haddindeydi. Karadağ’da çıkan isyan, Sırplar’la savaşa yol açabilecek durumda idi. Avrupa devletleri bu hâli fırsat bilerek, aracılık tekliflerini artırıyorlardı. Zira Sultân’ın Tanzîmat’tan vazgeçmesinden endişe duyuyorlardı.
Eski Türklerde “Evini cennet yapan, dişi kuştur!” tâbiri meşhurdu.
Sultan Abdülazîz Han, cesur, hamleci, fikren ve rûhen sağlam bir pâdişahtı. Nitekim kötü bir vaziyette devraldığı devleti, içine düşmüş bulunduğu bâdirelerden kurtarma yolunda büyük gayretlerle işe başladı.
Mûsâ Topbaş Efendi, çocukluk yıllarında şâhid olduğu son Osmanlı toplumunun ahlâk, nizam ve seciyesini şu şekilde nakleder: