Prof. Dr. Ramazan Altındaş, sıkça sorulan ve Kelâm ilminde de yeri olan, "Madem delâlet ve hidayet Allah'tan öyleyse niye hesaba çekiliyoruz" sorusunun kaynağı; Kehf Suresi 17. ayeti, islamveihsan.com için analiz etti.
Tekrar tekrar tevbeden dönmek, ahret hayatını karartacak bir âfettir. Bu nevî tevbeye muhtaç tevbelerden Allâh’a sığınmak gerekir.
Para ile imtihanın, tasavvufî hayata ehemmiyet veren bir insana tesir etme riski var mıdır? Tasavvufun bu mânâda gönül-akıl terbiyesinde ne kadar etkisi olur?
ABD’nin prestijli üniversitesi Massachusetts Institute of Technology (MIT) profesörü Daniel Nocera liderliğindeki araştırmacılar ürettikleri yapay yaprak ile su ve Güneş ışığını kullanarak hidrojen ve oksijen üretmeyi başardılar.
Bu kâinatta zerreden kürreye kadar var edilen her şey, ilâhî bir sanat harikası ve ilâhî kudretin bir vitrini olarak yaratılmıştır. Nefsânî arzularını bertaraf edebilen kimseler için bu vitrinler, kula acziyetini tattırarak Allâh’a yaklaştıran ilâhî bir lütuftur. Bu lütufları gören ve idrâk eden ise hakikatte göz değil, hissiyâtın merkezi olan kalptir.
Filistin cihadının kilometre taşlarından ve bu topraklarda İslâmi kimliğin korunması yolunda çok yönlü mücadele eden önderlerden olan ve son zamanlarda İsrail'e yaptığı direniş ile adından söz ettiren İzzeddin El-Kassam Tugayları'nın manevi önderi İzzeddin el-Kassam'ın hayatı...
Yüce Rabbimiz insanı öylesine muhteşem yaratmıştır ki, zamanımızdaki yüksek ilim ve teknoloji sâyesinde yapılan sayısız keşiflere rağmen, ondaki hârikulâde sır ve hikmetlerin nihâyetine varılamamıştır.
Son nefes; buğusuz, berrak bir ayna gibidir. İnsan kendisini en doğru şekilde son nefesinde tanır. O anda güzellikleri ve çirkinlikleriyle bütün bir ömrü, kalp gözünün önünde sergilenir. O an, gözlere ve kulaklara hiçbir itiraz ve gaflet perdesi de inemez. Bilâkis bütün perdeler kalkar ve her türlü îtiraf; aklı ve vicdanı derin bir pişmanlık iklimine sokar. Bu sebeple insanoğlu için ölüm ânından daha ibretli bir manzara yoktur.
Milletler, târih sahnesinde hayâtiyetlerini kendi bünyelerine has “kültür” değerleriyle devâm ettirebilirler. Millî kültürümüzün âdeta temelini de din, dil ve tarih şuuru oluşturur.