İnsan dünyevî bir diploma aldığında, o diploma, hayatı boyunca geçerliliğini korur. Fakat mânevî hayatta durum böyle değildir.
Peygamber Efendimizin duâsıyla Allah Teâlâ'nın Bedir Savaşı'nda müslümanların imdâdına gönderdiği Cebrâîl (aleyhisselâm) ve melekler İslâm'ı muzaffer kıldı.
Kânûnî Sultan Süleyman, millet ve askerin hissiyâtına riâyetkâr olduğundan, herkesçe çok sevilirdi. 46 yıl süren saltanatı müddetince de Allâh’ın dînini yüceltmekten başka bir gâyesi olmamıştır.
Hak ve hakîkat adına her fetret devrinden kurtuluşun en mühim vesîlesi, Kur’ân-ı Kerîm hizmetindeki gayretler olmuştur. Zamanımız, böyle azim ve gayretlerin hayâtî bir ehemmiyet arz ettiği bir devirdir. Bu zamanda bütün ümmetin yeniden silkiniş ve öz benliğine dönüşünü temin edebilecek olan asıl hizmet, Kur’ân-ı Kerîm’e yönelen ilgi ve alâkaya revaç verebilmektir.
Kanuni Sultan Süleyman'ın Avusturya seferlerinin birinde yaşanan ibretlik hadise...
Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hudaybiye'de kendisini bey'at eden Sahabe Efendilerimiz için “–İnşâallâh ağacın altında bey’at eden Ashâb-ı Şecere’den hiç kimse cehenneme girmeyecek!” buyurmuşlar, ardından da "mutlakâ herkes cehenneme varacaktır" âyetinin sırrını açıklamışlardır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi zikir ve tefekkürün öneminden bahsettikten sonra sahabe efendilerimizin huzur kaynağını anlatıyor...
İstanbul'da Küçük Çamlıca'da bulunan Çilehane Camii'nde her hafta yapılacak olan "Çilehâne İkindi Sohbetleri" başlıyor.
Sâlihlerle beraberlikten maksat; kalbî bir beraberliktir. Zira fiilî beraberlik, her zaman mümkün olmayabilir. Yahut fiilî beraberlik olsa bile kalbî beraberlik olmadığında, yine bir fayda hâsıl olmaz. Bu sebeple sâlihlerle beraberlikten kasıt; gönül beraberliğidir, yani hayat ve hâdiseler karşısında sâlih ve sâdıklar gibi hissedip davranabilmektir.
Kânûnî devri, gerçekten ve ihlâsla yaşanan bir İslâm’ı sergilemiş, cihâna örnek olmuş, “muhteşem”liğini her hususta dünyaya tescil ettirmiştir.