İnsanoğlu, îman anahtarı olan rûhânî tefekkürden uzaklaştıkça, kendisine bahşedilmiş olan nîmetleri, ilâhî bir lûtuf olarak değil de tabiî bir hakkı olarak görmeye başlar. Bu ise insanı, üzerindeki sayısız nîmetleri görebilme hususunda âdeta âmâ kılar.
Gönül temizliğinin ve tezkiye-i nefsin bu derece mühim olmasının sebebi, kalbin îmâna merkez olması itibarıyladır. Yani îmânın merkezi kalptir. Çünkü îmânın his ve kökü, kalp toprağında yeşerir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi İslam'da akâidin önemini anlatıyor
Medîne’deki heyecanlı bekleyiş uzun süren hicret yolculuğunun ardından Peygamber Efendimizin gelişiyle kendini büyük bir coşku ve sevince bıraktı.
Sevr Mağarası, kulu sonsuz esrâr fezâsından, vâsıl-ı ilallâh kılacak temel kalbî eğitimin başlangıç mekânı ve ilâhî yolculuğun ilk merhalesi olmuştur.
Kendisine az bir dünyalık takdir edilen müʼmin, belki fazlasına sahip olsaydı, mağrur olup azgınlıklara sürüklenebileceğini düşünerek hamd etmelidir. Daha azına sahip olsaydı, belki isyana düşeceğini düşünerek şükretmelidir. Kahrın da lûtfun da birer imtihan olduğunu idrâk edip gönül huzurunu korumalıdır.
Peygamber Efendimiz’e kim suikast düzenledi? İşte Hz. Peygambere suikast olayı...
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i tanımanın ve O’na muhabbetin en büyük delîli, O’nun sünnetini güzelce tatbik edebilmektir. Kalplerde muhabbet-i Muhammedî olmadan sünnete ittibâ, sûretâ ve zoraki bir ittibâdır ki, gönül feyzinden, rûhâniyet ve mânevî bereketten mahrumdur.
İnsanların ayıplarını araştırmamak, hattâ tesâdüfen görülen ayıp ve kabahatleri dahî setretmek, yani örtmek, her mü’minin, beşerî münâsebetlerinde dikkat etmesi gereken mühim bir husustur.