“Cenâb-ı Hak; «Biz insanı mükerrem kıldık...» (el-İsrâ, 70) buyuruyor. Acaba bu mükerrem* Âdemoğlu kimdir? Toprak ve sudan yaratılmış bulunan maddî varlık, yani beden mi, yoksa tefekkür ve konuşma kâbiliyetiyle diğer canlılardan ayrılan insan cinsi midir?
Nefsin cimriliğinden ve şeytanın vesveselerinden kurtulabilenler, infâk ettiklerinin zâyî olmadığını, bilâkis onların âhirette kendilerini bekleyen saâdet sermâyeleri hâline geleceğini çok iyi idrâk ederler.
İbâdet ve muâmelâtın paha biçilmez sermayesi olan dünya hayâtının her ânı, ebediyet mücevherlerine dönüşecek âhiret tohumlarıdır.
Peygamber Efendimiz’in son nefesini vermeden, sesi kısılıncaya kadar verdiği iki talimat...
Kâmil mü’minlerin din kardeşlerine duydukları muhabbetin temel gayesi, Allâh’ın rızâsına erebilmektir.
İman kardeşliği ve nesebi kardeşlik arasındaki fark nedir?
II. Murad’ın, tahtı on iki yaşındaki oğlu Fatih Sultan Mehmet’e bırakması, bütün Osmanlı düşmanlarını harekete geçirdi. Tahtta olan Fatih Osmanlı üzerine ilerleyen Haçlılara karşı babasına müthiş bir mektup yazdı.
Dünyaya aldanarak âhireti unutmak; bayağı şeylerle oyalanarak saâdeti sefâlet çarşısında aramaktan farksızdır. Bu gafleti bertaraf etmenin çâresi ise “zikir”dir. Zikir, gönlün Allah ile olmasıdır.
Her mü’minin hedefi ne olmalıdır?
Bir mü’min için şereften daha üstün bir şeref...