Her türlü bilgiye ulaşmanın son derece kolaylaştığı bir zamanda Müslümanlar için en hayâtî ve öncelikli tahsîlin, dînimizi doğru öğrenip takvâ üzere hayatımıza tatbik edebilmek olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Kur’an’a şüphe getirecek her tür fikir ve uygulamadan hem sufilerin hem de tüm Müslümanların uzak durması gerekir. Kur’an ve ahkamı her zaman uygulanabilir her zaman canlı bir dinamiğe sahiptir. Bunun aksini savunarak Kur’an’a şüphe düşürenlere gerekli cevap verilmeli ve bunların görüşleri ile mücadele edilmelidir.
Bütün ilimlerin nihâî gâyesi ve zirvesi, mârifetullah’tır, “Allâh’ı kalben tanıyabilmek”tir. Bu cihan dershânesinde yapılacak esas tahsil de “Hakk’a kulluğun tahsili”dir.
Sırf zihne depolanan, kalbe inmeyen, hayata aksetmeyen, irfâna dönüşmeyen bir ilim, sahibinden huzûr-i ilâhîde şikâyetçi olacaktır. Buna mukâbil, ilmiyle amel eden ve bu sâyede istikâmet ve takvâ üzere yaşayan bir kula ise hayırlı bir şahit olacaktır.
Büyük insanların dilinden ve kaleminden yeni ve sıcak cümleler, mânâsı yüksek sözler, ufuk açıcı ölçüler, keşifler gelip duracaktır. Bu da hayâtı yükseltip yüceltecektir. Bu nedenle dünya tefekkürünü edebiyatını izlemek diye bir vazifemiz vardır. Bu takip bizi dünyanın en büyük kafaları, en geniş, en sıcak yürekleriyle irtibatlandıracaktır. Anlayışımız ve dünyamız güzelleşecektir.
Hamiyetperver varlıklı insanlar, hususiyle kabiliyetli yavruların iyi bir eğitim almasında yardımcı olmayı bir vazife bilmelidirler. Eğitimciler de “Hayır” demeyi bir meslek hâline getirmemeli, “problemin çözümüne nasıl yardımcı olarabilirim?” yaklaşımı sergileyebilmelidirler.
Altınoluk Dergisi'nin 375'inci sayısı "İbn'ül Vakt Olmak" üst başlığında "Müslümanlık Yolculuğumuz Her An Diri Her An Şuurla" başlığıyla çıktı.
Nefsinle mücadelende, onun kölesi misin? Onu teşvik etmek mi, yoksa ona sert davranmak mı daha tesirli; yola gelmesinde… Kendini beğenir mi, yoksa yerer mi sürekli?
Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesine yerleşen Suriyelilerin tek tesellisi ezan okunan Müslüman bir ülkede yaşamak.
“Beşikten mezara kadar ilim” hedefi, İslâm Peygamberinin gösterdiği yüce bir hedeftir. Bu hedef, mânevî terakki ve kemâl yolculuğunun son ana kadar devamını emreder.