Müslüman beldesinde, sen bana, ben sana kardeş olmak zorundayız. Komşu komşuya, esnaf memura, sokak bahçeye, şehir ilçeye, ülke ülkeye kardeş olacak ki kıt’a kıt’aya bağlanabilsin! Mümkün mü? Nefs Allah’a, kalp Resûlullah’a teslim olursa mümkün. Nefs şehvete, kalp gaflete esir olursa nâ mümkün!
Mânevî terbiye yoluna ilk adım attığımızdan beri, “Az ye, az konuş, az uyu!” tavsiyesi dile getirildi. Hiç kimse “ben duymadım” diyemez, çünkü muhterem büyüklerimiz hiç ihmâl etmeden tekrar tekrar ve sürekli tebliğ etti. Biz de bu yazıda meselenin yemekle ilgili kısmından bahsetmek istiyoruz.
Kendisiyle savaşamayan, düşmanıyla nasıl cenk etsin? Semâver gibi olup ateşe dayanamayan, dostuna nasıl ikrâm etsin? İşte "semaver ile derviş"in hikâyesi...
Aradığın dal sensin, boşluklara uzanma! Kendinsin aradığın, bir başkasıdır sanma!
Yüceler yücesi Rabbimiz, Enfâl Sûresi ikinci âyette şöyle buyurur: Müminler ancak, Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda îmanları artan ve yalnız Rablerine güvenip dayanan kimselerdir.
Kaybetmeden fark etmek olmalı bizim huyumuz. Değil mi ki her şeyi Hak’tan bilen, âciz birer kuluz…
Dünya’dan ukbâya bir koldur tefekkür dalı Olandan Olduran’a yoldur tefekkür dalı
Dostlarını hakkıyla sevememekten, düşmanlarına cesurca hakkı söyleyememekten, muhabbetini, hasretini kaybetmekten ve son nefesimizi iman ile verememekten korkar, Sana sığınırız. Dertten ziyâde dertteki dermânı görememekten, kul olup ölememekten korkar, Sana sığınırız!
Hediyelerin en güzeli nedir?