Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin Gönül Dergâhından HAKÎKAT İNCİLERİ kitabı çıktı.
Zekâtın nisâbı, yani maddî imkânlardan ne kadar verdiğimizde onun mesʼûliyetinden kurtulmuş olacağımız bellidir. Fakat üzerimizdeki nîmetlerin şükür borcu ve Allah yolunda gayretin nisâbı, ancak kıyâmet gününde belli olacaktır. Bunun içindir ki müʼmin, hiçbir gayret ve fedakârlığını kâfî görmemelidir.
Gazanfer Ağa Eğitim Ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Cumartesi Sohbeteri Mart ayında birbirinden değerli konuklarıyla yine dopdolu bir program hazırladı.
Namaz Gönüllüleri Platformu tarafından başlatılan “Namazla Diriliş Seferberliği” devam ediyor. Namaz Gönüllüleri Platformu ve Ensar Vakfı’nın desteği ile İmam Hatip Okullarında yapılan eğitim seminerlerinde “Namazla Diriliş” konusunda seçkin eğitimciler tarafından öğrencilere namazın önemine dönük eğitimler veriliyor.
Gönül genişliği ve iç huzuru bugün geçmişe oranla kaybettiğimiz hasletlerin en başında geliyor. Zira Rabbimiz kalplerin ancak kendisini zikretmekle huzur bulacağını ve itminana ereceğini ferman buyuruyor. Bundan uzaklaştığımız oranda da iç sıkıntıları, stres ve negatif duygular tarafından çepe çevre kuşatılıyoruz.
Dr. Adem Ergül, Altınoluk Dergisi'ndeki yazısında "Huzur Bulan, Huzur Veren Derya Gönüller" başlığında Müslüman'ın gönül alemini anlatıyor.
Kur’an-ı Kerim’de derinleşmenin farklı ölçüleri bulunmakta. Onlardan bir tanesi de 'nefis tezkiyesi'. Allah-u teâlâ, Şems Suresi'nin 9. ayetinde, “Nefsini tezkiye eden felaha ermiştir.” buyurarak ve Kıyamet Suresi'nde nefsini tezkiye edenlerin üzerine yemin ederek bu hakikati kullarının idrakine sunuyor.
Altınoluk Dergisi'nin Aralık [2014] sayısının kapak konusu “Grup Nefsinin Terbiyesi”. Altınoluk bu sayısında, İslam’a hizmet gayesiyle oluşmuş yapıların da bir nefis sahibi olduğundan yola çıkıyor ve bunun da terbiye edilmesi gerektiğini ifade etmeye çalışıyor.
Geçmiş ile günümüz binalarını mukayese eden Osman Nuri Topbaş hoca, gökdelenler yapan mimarlığı "diken mimarîsi" olarak tarif ediyor.
Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, Zeyd Bin Sabit'ten rivayetle, Hz. Ömer (r.a.) halife olduğu dönemde Fars ve Rum büyükelçilerinin kendisini ziyaret ettiğini ve onların iltifatları karşısında nefsinin bundan pay almasından korkarak bir garip bulduğunu ve bir su kırbasıyla bu garibin evine su taşıdığını anlatıyor.