Râbıta, muhabbeti dâimâ canlı tutmaktan ibârettir. Esâsen kâinatta râbıtasız hiçbir insan yoktur. Herkes birileriyle mutlakâ kalben irtibat hâlindedir.
Peygamber Efendimiz'in risâletini tasdik etmeksizin cehennemden kurtuluşun mümkün olmadığı katʻî naslarla sabit ve malumdur.
Son zamanlarda ortaya konan fikirlerden biri de sünnetin Kur'ân kaynaklı olmadığını öne sürerek, sünneti önemsizleştirmek. Hâlbuki Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesi vahiy kaynaklıdır. Dr. Murat Kaya, sünnetin vahiy kaynaklı olduğuna delil olan sahih hadis-i şerifleri bir araya getirdi.
New York'ta Ramazan ve Kurban bayramları, yeni eğitim döneminden başlamak üzere öğrenciler için resmi tatil ilan edildi.
Son nefes hususunda peygamberler hâricinde hiç kimse teminat altında değildir. Bu sebeple mü’min, ömrü boyunca havf ve recâ (korku ve ümit) duyguları arasında, “Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!” (el-Hicr, 99) âyet-i kerîmesinin sırrına ermeye çalışmalıdır.
Dünya Müslüman Alimler Birliği, "dinleri aşağılamanın" Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde suç sayılması için uluslararası yasa hazırlanması çağrısında bulundu.
Acaba bu bayram, İslâm coğrafyasındaki mazlum din kardeşlerimizle nasıl bayramlaşmalıyız? Onlara gidecek bayram tebriğimiz nasıl olmalı?..
Hac farizasını yerine getirmek üzere Mekke'de bulunan 3 milyon civarında hacı adayı, Hz. Peygamber'in Veda Hutbesi'ni irat ettiği, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın buluştuğuna inanılan Arafat'a yolculuğa hazırlanıyor. Hacı adayları, bugün 16.00'dan itibaren ihramlarını giyerek, Mekke'ye 25 kilometre mesafedeki Arafat'a gidecek.
Müʼmin; kendisine îtimad edilen, güvenilir kimsedir. Bir mü’minin etrâfına güven vermemesi, îman hassasiyetlerinin kaybolmasına işarettir.
Toplumdaki zayıf ve muhtaç insanlara yakın olan ve samîmî bir şekilde ihtiyaçlarıyla ilgilenen kimseler, Cenâb-ı Hakk’ın râzı olduğu kulluk kıvâmına ererek iki cihan saâdetini elde ederler. Toplumdaki kanadı kırıkların en fazla mahzun ve mağmûm olanları ise dul hanımlar ve yetim çocuklardır. Onlar hâlet-i rûhiye olarak derin bir ıztırap, hasret ve sıkıntı içindedirler. Onların maddî-mânevî yaralarının sarılması ve tesellî edilmeleri, ümmetin üzerine bir borçtur.