mürid

İstismar Edilen İslami Kavramlar

İnsan, kelimelerle düşünür; lisan ile tefekkür ufkunu genişletir. Bu sebeple, kelime kadrosu daraltılmış veya mefhumlarının mânâları çarpıtılmış bir lisan ile, İslâmî tefekkürün derin ufuklarına yol bulmak mümkün değildir.

Çiçeklerin Zikrini Duyan Derviş

Üftâde Hazretleri, müridlerinin halini görmek için yaptığı sınavdan yalnız Aziz Mahmud Hüdayi başarılı çıktı.

Bundan Daha Büyük Keramet mi Olur?

Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri kendisinden keramet görmek isteyenlere en büyük keramet olarak bakın neyi gösteriyor.

Abdest Suyunu 'zikrullah' İle Isıttı

Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri, Hz Üftade'nin yanında manevi eğitimini gördüğü sırada gösterdiği keramet, şeyhinin artık ona manevi vazife tayin etme vaktinin geldiğini işaret ediyor.  

Hüdâyi Hazretleri'nin Kerameti

Hüdâyî’nin mânevi mertebeleri kısa zamanda kat’ederek yükselmesi ve şeyhine halîfe olması ba’zı dervişlerin kıskançlığını mûcib olmuştu. Hüdâyî’nin üç sene gibi kısa bir zamanda bu derece yükselmesini için için çekemeyenler vardı. Durumu sezen Hz. Üftâde, Hüdâyî’nin büyüklüğünü göstermek için şöyle bir plân hazırladı.

Hüdâyi Hazretleri'nin Nefis Terbiyesi

Üftâde Hazretleri'ne intisâb eden Hüdâyî Hazretleri, O’nun yanında sıkı bir riyâzat ve nefs terbiyesine başladı. İşte Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri'nin manevi yolda yaşadığı nefis terbiyesi ve bunları bir bir aşma macerası.

Mürşit İçin Keramet Şart mıdır?

"Manevi Yoldan İstifâde İçin..." Merhum Hacı Gedikli Ağabey ile sağlığında yapılan sohbetin ikincisini sizler için yayınlıyoruz.

"hüdayi Yolu" Nedir?

Bugün "Asrın Projesi" olarak nitelendirilen Marmaray, İstanbul boğazında "Hüdayi Yolu" olarak bilinen deniz yolunun altına inşa edildi. Peki, hem denizcilerin yıllardır kullandığı hem de Marmaray'ın altından geçtiği bu deniz yolunun hikmeti nereden geliyor?

Himmet mi Gayret mi?

Tasavvufî bir terim olarak himmet, maddî-manevî bütün alâkalardan sıyrılarak, dünyevî zevkleri, manevî hazları ve Cennete ait lezzetleri hatırdan çıkararak, bir zarûret hissiyle Cenâb-ı Hakk’a teveccüh ve ilticâda bulunmak demektir. 

Evliyalar, Alimler, Arifler Şehri

Ta­rihte; ilmi, tâkvâsı, merhameti, vakarı ve hilmi ile meş­hur olan Bâ­ye­zîd-i Velî, ulemâ ve evliyâya çok hürmet gösterirdi. Onun bu is­ti­kâ­mette kullandığı husûsî bir bütçesi vardı. Bununla ilim ve irfân erbâbını eser vermeye teşvik ederdi. Sul­tân’ın bu himâyesi, İstanbul’u bir ulemâ şehri hâline getirdi.