mümin

Bu Çağda Örnek Bir İnsan

Merhûm Üstad Mûsâ Topbaş Efendi’nin 1999 yılındaki vefatının üzerinden 17 tam yıl geçmiş ve 18. yıla girmişiz. Yıllar çok çabuk geçmiş, geçmeye de devam ediyor. “Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.” demişler. Gerçekten bazı insanların gönül dünyamızda ve çevremizde ne kadar büyük yer kapladığı, yokluklarında daha çok anlaşılıyor. Ve onlar, bu güzel tesirleriyle “yaşayan (!) insanlardan” daha çok “yaşıyorlar”.

Güzel Göz İle Kötü Göz Arasındaki Fark

Allah'ın rahmeti her zaman kahrından üstündür. Bu ba­kım­dan her pey­gam­ber, ken­di­si­ne kar­şı ge­len düş­man­la­rı­na gâ­lip gel­miş­tir. Öy­ley­se be­lâ­yı gi­der­me­nin çâ­re­si, si­tem ve­ya zu­lmet­mek de­ğil­dir. Onun çâ­re­si af­fet­mek, ba­ğış­la­mak ve ke­rem ey­le­mek­tir.

Kendi Eksenini Bul ve Yaşa!

İnsanlık için bir iş yaparken yatırımını yaptığımız eksen kendi eksenimizdir. Bir fakiri ihya etmek kendimizi ihya etmektir. Bir hastaya yardım etmek kendimize yardım etmektir. Ümmet olarak bulunduğumuz her yerde bir kişi olsak da, gerçekte bir kişi değiliz; ümmetimizin parçasıyız. Orada bulunmamız ümmetimize yatırımdır.

'yaradandan Ötürü Yaradılanı Sevme'nin Sırrı

Kalp, ilâhî feyizlerle hâllenince, on­da Hâ­lık’tan ötü­rü mah­lû­kâ­ta hiz­met ar­zu­su do­ğar. Dost­lu­ğun mer­ke­zi­ne Allah ve Ra­sû­lü’nü yer­leş­ti­ren­ler, bü­tün mah­lû­kât ile dost olur­lar. Böy­le bir hiz­met eri­nin yü­re­ği, ge­niş­le­ye­rek bü­tün mah­lû­kâ­tı içi­ne alan bir “ga­nî gö­nül” yani bü­tün mah­lû­kâ­tı ku­şa­tan sey­yar bir der­gâh hâ­li­ne ge­lir. “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü…” anlayışıyla bütün mahlûkâta şefkat, merhamet ve muhabbetle yaklaşmaya başlar.

Ramazan'ın Özü Bunda Saklı!

Ramazanda Allah’ı hoşnut etmek gayretiyle kulluğa sarılmalıyız. Ramazan nurdur, miraçtır, rahmettir, secdedir, mânâdır. Ramazandaki bereket ve kutsallığı göremiyorsak, Ramazanın ruhunu ve özünü yaşamak mümkün değildir.

Cimrilikten Korunan Kurtuluşa Erer!

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efen­di­miz, as­hâb-ı ki­râm ara­sın­da, kı­yâ­me­te ka­dar ge­le­cek mü’min­le­re ışık tu­tan ör­nek bir kar­deş­lik bağı te­sis et­miş­tir. Ni­te­kim Mek­ke’den Me­dî­ne’ye hic­ret eden Mu­hâ­cir­ler i­le En­sâr ara­sın­da ger­çek­leş­ti­ri­len bu kar­deş­lik, tarihin bir ben­ze­ri­ne da­ha şâ­hid ol­ma­dı­ğı eş­siz bir tab­lo­dur.

Müslümanı Güzelleştiren İncelikler

Fahri Kâinat (s.a) Efendimizin hayatı, nezâheti belli. Büyükler de onu, mümkün olduğu kadar kendilerinde tatbik etmeye gayret etmişler. Müslümanlar zeki olacak; anlayışlı, nâzik, kibar olacak. Tabii nezâket çok mühimdir.

Zikir Fikir ve Tefekkürle 'nefis Terbiyesi'

Bir mü’minin nefsinin yedi sıfatında terakkî edebilmesi için vücûdunun müştemil bulunduğu letâif-i seb’a denilen letâifin de zikir, fikir ve tefekkürle tasfiye ve terbiye görmesi lâzımdır. O yedi sıfat da: Kalb, rûh, sır, hafî, ahfâ, nefs ve ceseddir.

"gönüller Fatihi" Olmak İçin Ne Yapmalı?

İslam’ın, çağları aşan mesajını doğru bir şekilde anlayabilmemiz için Efendimizin hayatının tamamının bir fetih hareketi olduğunu ve bu kutlu yürüyün de aslında bir gönülleri fethetme işi olduğunu kavramamız lazım. Şiddete tevessül ederek, zor kullanarak tebliğ hareketinin olmayacağını O, hayatının kendisi olan irşat faaliyetleri ile göstermiştir.

Minnettar Olunacak İnsan

Hizmet ehli, her şeyden önce hizmetin kendisi için büyük bir nîmet ve lûtuf ol­du­ğu­nu dü­şün­me­li ve bu­nu hiz­me­tin bi­rin­ci düsturu ka­bul et­me­li­dir. Ayrıca nîmetin de­va­mı­nın şü­kür­le kā­im ol­du­ğu­nu id­râk ede­rek, Rabbi­ne kar­şı hamdini ve şü­krünü artırma gayreti içe­ri­sin­de bu­lun­ma­lı­dır.