Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, "Hazret-i Mevlânâ’nın hikmet dolu kıssaları içinde sizi en çok etkileyen kıssalardan birkaçını istirhâm etsek, neler söylersiniz?"
Düşünmeliyiz ki Rabbimiz, bilip bilmediğimiz nice kusur, gaflet ve zaaflarımıza rağmen, bizlerden nîmetlerini esirgemiyor. Lâyık olmadığımız hâlde bizlere nice ihsan ve ikramlarda bulunuyor. Dolayısıyla, Cenâb-ı Hakkʼa nîmetleri için hamd ve şükrederken, hatâ ve noksanlıklarımız için de istiğfarda bulunmalıyız.
Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin "Hak Dostlarından Hikmetler HAZRET-İ MEVLÂNÂ (Rahmetullâhi Aleyh)" kitabı yayınlandı.
Benlik ve nefsâniyeti terk etmek, mânevî terakkînin ilk şartıdır. Nefsâniyet terk edilmeden ilâhî muhabbete nâil olunamaz.
Kalbin mâsivâdan, -yani Allah’tan uzaklaştırıcı her şeyden- muhâfaza edilmesi ve dâimâ hayır telkinlerine muhâtap kılınması için, rûhâniyetlerinden feyiz alınabilecek gönül ehli sâlih ve sâdıklarla ünsiyet zarûrîdir.
İbadetlerden zevk alamamanın temel sebebi; haram ve şüphelilerden yeterince kaçınmamak ve günahlardan kendini lâyıkıyla korumamaktır.
Gönül temizliğinin ve tezkiye-i nefsin bu derece mühim olmasının sebebi, kalbin îmâna merkez olması itibarıyladır. Yani îmânın merkezi kalptir. Çünkü îmânın his ve kökü, kalp toprağında yeşerir.
Fatihler daima aranıyor. Çanakkaleʼnin, İstiklâl Harbiʼnin o yiğit, îmanlı erleri ve îmanlı kumandanları dâimâ aranıyor. Bu güzel bir arayış. Fakat bu arayışlar, insan yetiştirme ve ruhları ihyâ etme şeklinde tecellî ederse meyvesini verir. Bu da dînî ve millî duyguları yaşayıp yaşatmakla mümkündür.
Veresiye et satan kasapla çırağının ibretlik hikayesi...
Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Bu can bu tende oldukça, Hazret-i Kur’ân’a kulum-köleyim; Hazret-i Muhammed Muhtâr -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden, (buna muhâlif) başka bir söz naklederse, o kişiden de bîzârım, o sözden de…”