Ecdâdımız, çarşı-pazarda vitrine konan malları almaktan ve satmaktan kaçınırlardı. Vitrinde arz edilen bir gıdâ maddesinde, kim bilir kaç yetimin, garibin, yoksulun takılıp kalmış mahzun nazarları vardır, diye düşünürlerdi.
Bugün İslâm toplumları olarak en acı kaybımız, herhalde insaniyetimiz, değerlerimiz, edebimiz, kalitemiz ve nihâyet medeniyetimizdir. Müslümanlar olarak İslâm’ın izzetini kuşanamadığımızı itiraf etmek durumundayız.
Tasavvufi sohbetçilerin en mühim mes’ûliyetlerinden biri de, bu vazifeyi îfâ eden diğer kardeşleriyle gönül birlikteliğini muhâfaza etmek ve âdeta tek bir yürek hâline gelebilmektir. Bunun için de kardeşlerle ortak hareket etmek, müşterek eserleri okumak, aynı heyecanları paylaşmak gerekir.
Hz. İbrahim'in (a.s.) duasından hareketle bir mü'minin taşıması gereken dört derdi açıklıyoruz.
İnfâk eden kimse, infâkı alan kimseye karşı derin bir teşekkür hissiyâtı içinde olmalıdır. Zira bu sâyede kendisi mes’ûliyetten kurtulup, niyeti ölçüsünde büyük bir ecre nâil olmaktadır.
Hazret-i Ali'yi (r.a.), hangisinin daha çok sevindirdiğini bilemediği iki nimet...
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem)’nü evinde misafir etmenin ve O’nunla nice gazvelere katılmış olmanın verdiği gönül rahatlığı ile Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.) “Artık bu şeref bana kâfidir” diyerek, Medîne-i Münevvere’nin hurma bahçelerinde gölgelerde oturma yerine, ilerlemiş yaşına rağmen çöl sıcaklarının altında 1000 km.’lik yolu göze alıp Allah Resûlünün müjdesine nâil olma heyecanı, nasıl bir îman heyecanıdır? Hayra doymamak herhalde böyle bir şeydir. Ya da son nefese kadar mesûliyet şuurunu kaybetmemek hâli bu olsa gerektir.
Şikâyet hâli, çoğu zaman zafiyet ve acziyetin dışa yansımasıdır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem)’nün “keşke şöyle olsaydı ya da olmasaydı” tarzında kurulan cümlelerin ya da sığınılan gerekçelerin, şeytana kapı araladığını ifade etmesi[1] bu mânâda son derece anlamlıdır.
Ümmetin mes’ûliyetini yüklenmek husûsunda taşıdığı büyük emânet ve mes’ûliyet şuurunu aksettiren sayısız fazîlet manzaralarından birine örnek gösterilecek Ömer İbn Abdülaziz'in idareciliği, her liderde bulunması gereken asil bir duyguyu bize gösterir.
Manevi sohbetlerin hayatımıza yaptığı 6 tesiri sizler için derledik.