Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ve halîfeleri, Kur’ân-ı Kerîm’i uzak bölgelerde de öğretebilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır. Bu meyanda, pek çok âlim sahâbîyi İslâm dünyasının muhtelif merkezlerine hoca olarak göndermişlerdir.
Altınoluk Dergisi yazarlarından Cafer Durmuş, uzun yıllardır yaptığı tefsir çalışmalarının birikimiyle bu ayetleri, farklı kaynaklardan beslenen tefsir ve yorumlarıyla bir kitap bünyesinde bir araya topladı: Yaradan'ın Mü'minlere Hitabı "Ey İman Edenler".
İnsanoğluna yapılabilecek hizmetlerin en kıymetlisi, onun ebedî saâdet ve selâmetini temin edecek olan hizmetlerdir. Bunların en yücesi olan îlâ-yı kelimetullâh,[1] mü’minlere emânet edilmiş azametli bir dâvâ ve kudsî bir vazifedir. Zira hidâyete muhtaç bir insanı, ilâhî hakîkatlerle tanıştırıp onun îmanla şereflenmesine vesîle olmak, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in nazarında, en kıymetli dünyâ metâlarına sahip olmaktan ve hattâ üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıydı.
Fatih Çollak Hoca ile "Kur’ân-I Kerîm, Talim ve Tashîh-i Hurûf Dersleri" 2015-2016 dönemi final dersi ve icazet merasimi düzenleniyor.
İslam’ın ruhuna ters, Allah’a kulluk ve Rasûlüne ümmetlikle bağdaşmayan Müslüman imajından rahatsız olan herkes Müslümanların arasını açacak her türlü oyuna girişiyor. Bunu ırk, mezhep ve meşrep taassubunu kullanarak yapıyorlar çoğu zaman. Müslümanların bu farklılıklarını bir kenara koyup ortaklaşa hareket etmeliler çünkü düşmanları birdir.
Ezelde Allâh -celle celâlühû- yalnız kendisi mevcûd iken bilinmeyi murâd edip yüce sıfatlarının ve esmâ-i ilâhiyesinin tecellîsi ile bu kâinâtı yaratmıştır.
Kur’ân kıssalarının en mühim husûsiyetlerinden biri de, tekrarlardır. Tekrar, Kur’ân-ı Kerîm’de diğer mevzûlardan ziyâde kıssalarda kendini gösterir. Her sûrede bir kıssa zikredilmemekle beraber bir kıssa aynı sûrede de tekrarlanmamıştır. Bu, aslında tam bir tekrar şeklinde de değildir; sûrenin umûmî havası içerisinde siyâk ve sibâk münâsebetiyle her seferinde farklı ayrıntılar ihtivâ eden bir üslûb âbidesidir.
"Kur'an-ı Kerim'den Dini Hikayeler" kitabı evlâdına, dînî ve ahlâkî bilgiler vermek isteyen her müslüman baba tarafından takdire mazhar olacak bir eser.
İstanbul’a gelen Mısır ulemâsı ile Osmanlı ulemâsı, Yavuz’un “halîfe” olmasını kararlaştırdıktan sonra halîfe 3. mütevekkil, Yavuz’un hilâfetini îlân etti. Hırkasını çıkararak Yavuz’a giydirdi. Bundan sonra Osmanlı pâdişahlarına, sultanlık ünvânı ile beraber “halîfe” sıfatı da verildi.
Rusya'da bir mahkeme dini bir kitapta yer alan Kur'an ayetlerinin 'radikal' olduğu gerekçesiyle yasaklanmasına karar verdi.