Her mü’minin Rasulullah’ı “ilahi bir lütuf” olarak görmesi lazımdır. Ondan sonra da bu “Lutf”un hayatımız açısından ne manaya geldiğini anlamak lazımdır. Rasulullah’a sarılmak lazım, arınmak için Rasulullah’a sarılmak lazım ve Kitab’ı öğrenebilmek, hikmete vasıl olabilmek için Rasulullah’a sarılmak lazım.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz vefât ettiğinde, Ensâr ve Muhâcirler, Sakîfe’de Hazret-i Ebû Bekir’e bey’at ettiler. Bir gün sonra umûmî bir bey’at daha oldu. Böylece Peygamber Efendimiz’in en samimî dostu, yâr-ı ğâr’ı (mağara arkadaşı), kayınpederi, veziri, müsteşarı İslam tarihinin ilk halîfesi oldu.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Kur’ân-ı Kerîm’i hakkıyla okur, mânâsı üzerinde çokça tefekkür eder, emirlerini derhâl tatbîke koyulurdu. Âdeta Kur’ân’ı hissederek, yaşayarak ve kalbiyle okurdu.
Kur’ân-ı Kerîm, kelimeli bir cihan; kâinat ise kelimesiz bir Kur’ân’dır. Bundan dolayı Kur’ân-ı Kerîm, kalbi olanlar için derin bir tefekkür ufkudur. Yerin-göğün lisanıdır. Ruhlara bereket ve rûhâniyet hazinesidir. İnsana ithaf edilen bir beyan mûcizesidir. Hakk’ın kullarına armağanıdır.
Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Harran Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen ve “İslam’ın Evrensel Mesajı: Barış, Adalet ve Özgürlük" temasıyla başlayan zirvede konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, sözlerine “Bizleri Hz. İbrahim’in tevhit mücadelesini başlattığı bu mübarek ve güzel şehirde İslam’ın evrensel mesajları olan barışı, adaleti, hürriyeti konuşmak üzere bir araya getiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.” diyerek başladı.
Okullarda "seçmeli dersler" bölümünde Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in Hayatı ve Temel Dinî Bilgiler derslerinin seçimi için son tarih 24 Şubat Cuma günü. Öğrenciler okul müdürlüklerine velilerinin imzalayacağı dilekçelerle başvurup dini dersleri seçebilirler.
Tasavvuf, Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçen takvâ, huşû, tevbe, rızâ gibi kalp amellerinin nasıl gerçekleşeceğini; bunun zıddına, riyâ, ucub, kibir gibi kalbî marazların nasıl bertaraf edilebileceğini Kur’ân ve Sünnet’ten alıp tatbikî olarak öğreten bir eğitim yoludur.
Tasavvuf; İslâm’ın kalbî hayatı, özü ve rûhânî yönüdür. Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’yi yüksek bir kalbî keyfiyetle hayatın her safhasına intikal ettirebilme gayretiyle yaşanan, mânevî bir arınma ve tekâmül yoludur. Allah Teâlâ’nın indirdiği bütün dinlerin derûnî tarafıdır. Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’a “rûh üflenmesi”yle başlayan yüce bir nasîbin, âhir zaman Nebî’sindeki zirve tezâhürlerinden, muhabbet dolu gönüllere akseden feyz ve rûhâniyet şebnemleridir.
Çarpıtılmış zamanlara ulaştık, dini zemin ayağımızın altından kaydırılmaya çalışılıyor, özenle yaşatmamız gereken biricik kavramın can suyumuz olan “Hak” olduğu ortada değil mi?
Son zamanlarda ülkemizde de görülmeye başlayan güya “Kur’an Müslümanlığı” ya da “Hadis Müslümanlığı” masum ismi altında mezhepsizlik cereyanı canlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu görüş sahiplerinin en bariz vasıfları, geçmiş âlim ve âriflere karşı kimi zaman alaycı ve istihkâr edici saygısız bir üsluba sahip olmalarıdır.