Cenâb-ı Hakk’ın îman, akıl, irfan, maddî beden ve mânevî kuvvetler gibi kıymetini takdir edemeyeceğimiz pek büyük ilâhî nîmetlerine mukâbil, şükür borcunu edâdan âciz, hem de kusurlu olan bir insan, kendisini gâyet mücrim, günahkâr ve mahcup görmedikçe mânen yükselemez.
İbadetler belli zamanlarda îfâ edilirler. Fakat îman, kalbin Cenâb-ı Hakk’a dâimî bağlılığıdır. Bu sebeple kulluk için bir zaman dilimi yok. Rabbimiz’i hiçbir zaman unutmayacağız.
Kulluğun ehemmiyetli vazifelerinden birisi de "Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istendim" buyuran Allah-u Teâlâ'yı, Kur'an-ı Kerim ve kainat kitabı ışığında tefekkür etmektir. Peki ümmetine her yönde kılavuzluk yapan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl tefekkür ederdi?
Şeytanın iğvâsına aldanarak tevbeyi geciktirmek, en büyük israflardan biri olan ömür isrâfıdır. Akıllı bir mü’min, tevbede acele etmeli ve kendisini son nefese hazırlamalıdır.
Ramazân-ı Şerîf, aynı zamanda güzel bir kulluk terbiyesidir. Allâh’a samîmî bir gönülle kul olamayanlar, neticede kula kul olmak gibi kötü bir âkıbete dûçâr olurlar. Bu hâl ise insanlık haysiyet ve şerefine yazık etmektir.
Dinimiz, Rabbimizin bize yüklediği emirler, yasaklar ve tavsiyelerden oluşan görevlerimizdir. Birinci görevimiz, Allah (cc.)’ ı bilmek, sevmek, saymak ve kulluk etmektir. Gerisi hep onun içindedir. Ona kulluk ise İslam’ı öğrenmek ve yaşamaktır.
Allah'ın kullarını denetlediği, her gizli ve saklılarını bildiğini söylediği 5 ayet...
İsrafın maddî yönünden ziyâde mânevî yönü; insanı bitirir, tüketir. İnsan mânevî hayatındaki israf deliklerini kapattığında; gemisi, mârifetullah ve muhabbetullah okyanusunda yol alır. Aksi hâlde bu büyük ve şerefli yolculuk, daha başlamadan bitmiş olur.
Sözde ve işte doğru olmak, peygamberlerin ortak daveti ve müşterek özellikleridir. Her peygamber ümmetinden doğru olmalarını istemiştir. Bizzat Hz. Peygamber de peygamber olmadan önce bile Araplar arasında “emin (güvenilir, doğru) kişi” olarak bilinirdi.
Kadın erkek bütün mü’minlerin yüzlerini pırıl pırıl nurlandıran, onları güzel ve aydınlık gösteren bazı uygulamalar vardır. Yaşlandıklarında bile sevimli gösterir bunlar insanları. Nitekim böyle nurlu yüzler görürüz yaşlılarda ve bakmaya hem kıyamaz, hem de doyamayız.