Üseyd İbni Hudayr, Medineli Müslümanlardan olup Evs kabilesinin Eşheloğulları kolundandır. 18 hadis rivayet etmiştir.
Bu dünyada Hakkʼa vuslatın yolu, “ölmeden evvel ölmek” sırrına nâil olmaktan geçer. Bunun için de nefsânî arzuları bertaraf edip Cenâb-ı Hakkʼa tam bir teslîmiyetle râm olmak gerekir. Yani ilâhî emir ve nehiylere, en ufak bir iç sıkıntısı veya üşengeçlik duymadan, cânu gönülden boyun eğmek ve aşkla, şevkle kullukta bulunmak îcâb eder.
İnsanlığa örnek şahsiyet olarak gönderilen peygamberler, başa gelebilecek çilelerin en ağırlarıyla sadâkat imtihanından geçirilmişlerdir. Kimi hanımının ve çocuğunun küfre ve helâke sürüklenmesi ile imtihan edilmiş, kimi sağlıktan, kimi kardeşlerinin hasedinden, kimi iftirâdan, kimi mal ve sevdiklerini bir anda kaybetmekten ve kimi de kör bir testere ucunda canını Allâh’a takdîm etmekten… Ancak onların her biri, sıradan insanların kaybedeceği bu ağır imtihanları, büyük bir îman, teslîmiyet ve itaat ile kabullenmişler ve Rablerini râzı edecek şekilde imtihanlarını yüz akı ile vermişlerdir.
İnsan bu dünyaya âhirete dönüş için doğar. Elest Bezminde Rabbimizle yaptığımız Ahd-i İlâhîyi unutmamak için dünyaya geldik. İlahi bilincin nuruna uyanmak için, ölümsüzlük sırrına erişebilmek için, hayatımızı, hayatımızı Veren’e feda etmek için, doğduğumuz saflıkta ölebilmek için, mirâca erişmek için, kurbiyet cennetine kavuşmak için, yani, cenneti kazanmak için bu dünyaya geldik.
Altınoluk Dergisi, 32’inci yılının ilk sayısında "Erken Teşhis Ahiret Kurtarır" başlığıyla çıktı.
Sokakta yürürken, insanlarla bir parkı paylaşırken, bir apartmanın merdivenlerini kullanırken, evinin balkonunda keyif çayı içerken komşusuna karşı hassasiyetini korurken o mü’mindir. Bu idrak, hayatı yaratan Allah’ı her yerde ve her zaman diliminde bizi mü’min olarak görmek isteyen Şeriat’ına göre yaşama idrakidir. Böyle bir mü’min ibadetinde ve muamelatında, her yerde ve her şartta kazanandır.
Tasavvuf, nefsâniyeti bertaraf etme yoludur. Çünkü nefsâniyet, her zaman ve her yerde kulun karşısına çıkar. Onu Hak yolundan alıkoymak için türlü tuzaklar kurar.
Hak dostu ârif kullar, nefislerine karşı dâimâ teyakkuz hâlinde bulunmuş, en ufak bir gurur, kibir ve enâniyet durumunda derhâl kendi nefislerine haddini bildirmişlerdir.
Mânevî terbiye yolculuğunda âdâba riâyet, maksada ulaşmanın ilk şartıdır. Cenâb-ı Hakkʼın rızâ ve muhabbetine vuslat da, Oʼnun emirlerini îfâ etmek kadar, bu emirleri “tâzîm li-emrillâh” düstûrunca, yüksek bir tâzîm ile, yani edep ve hürmetle yerine getirmeye bağlıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve bugün tüm camilerde okunacak olan Cuma hutbesi yayınlandı. Hutbenin bu haftaki konusu 'Allah'ın sevdiği bir kul olabilmek oldu. Hutbede, Allah'ın kullarında sevdiği ve sevmediği özelliklerden bahsedildi.