Sultan Gazneli Mahmut’un sarayına esir olarak getirilen ve kısa sürede; samimiyet ve zekâsı ile sultânın akıl danışmanı olan Ayaz'ın hikayesi...
İnsanoğluna sayılı günler hâlinde lutfedilmiş olan hayat nîmeti, ilâhî bir imtihan vesîlesidir. Akıllı insan, bu kıymetli ve mahdut imkânı en güzel şekilde ve dolu dolu geçirmenin yollarını arar.
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak bir seviye işidir. Bunu ancak ne söylediğini, ne zaman, nerede ve nasıl söylemesi gerektiğini bilen ehliyetli kişiler yapabilir. Çünkü onlar herkese anladığı dilden hitap ederler.
İçki ve onun gibi insanın aklını başından alan uyuşturucu maddelerin ahlakî noktadan ve beşeri ilişkiler açısından ümmet hayatına yönelik her zaman gündemde olan, tehlike ve zarar boyutu çok yüksek nesneler olduğunun açıkça ilanıdır.
Hased, fertlerden başlayarak kademe kademe bütün bir millete kadar yayılan, yakan, yıkan, kurutan bir felâket ve musîbet sebebidir. Mahvolan âileler, toplumlar ve memleketlerin harâbeleri, hased sahneleri ile doludur.
Kur'ân-ı Kerim'e göre hasedin tedavi şekli "Yusuf kıssası"nda anlatılarak, Hazret-i Yusuf'un kardeşlerine gösterdiği tavrı hasedi yenmek için örnek olarak verilir.
Karşılaşılan kötülüklerin bir kısmı muhâtabın istihkâkı ile gerçekleştiğinden kötü hâdiselerde nefsi yoklayıp kendini hesaba çekmek lâzım gelir. Bu sebeple konuşmadan evvel ağzımızdan çıkacak lafızlara dikkat etmeliyiz.
15 Temmuz darbe gecesini yaşadıktan sonra Türk milleti yeni bir döneme girdi; büyük savaş, “Cihad-ı Ekber” dönemi. Nasıl savaşmalıyız? Zihnimizi ve gönlümüzü temizleyerek, içimizdeki putları kırmak gerekir. Kendimizi kötülükten, şeytânî kuvvelerden, sahte tanrılardan ve kalbimizi istila edip orada hüküm süren putlardan temizlemek gerekir. Bu bir iç temizliktir.
Kötülüklere sürüklenenleri mazur gören olgun, gönül insanlarını Hazreti Mevlânâ Mesnevi'de; "öyle insanların içinde sana da yer vardır" diye anlatıyor.
Bugün Müslümanların en büyük derdi, insanların İslâm’la önündeki en büyük engeli kendilerinin oluşturmalarıdır. Eğer biz, şahsî hatalarımızla, ön yargı ve tekrarladığımız yanlışlarımızla, dinimize ulaşacak kimselere perde oluyorsak, bunun vebâlini hiçbir şeyle ödeyemeyiz.