İslam hukuku nasıl ortaya çıktı?
Mûsâ Topbaş Efendi, her yaptığı güzel işten sonra “el-hamdü lillâh” diyerek, o imkânı bahşeden Rabbine şükreder ve O’nu hiçbir zaman unutmazdı. Öyle ümid ediyoruz ki, can emânetini yüz akıyla Hakk’a teslim ettiği için de gönülden bir “el-hamdü lillâh” demiştir. Vefâtından sonra açılmak üzere yakınlarına bir vasiyetnâme bırakmıştı. O vasiyetnâmenin bir kısmını sizler için alıntılıyoruz.
Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay tarihselci-modernist çıkışı “Hedef Allah’ı, Kur’an’ı, Peygamberi ve sonunda İslam’ı safdışı etmektir” sözleriyle değerlendiriyor. Altınoluk Dergisi'nde kendisi ile yapılan röportajı sizler için alıntıladık.
Allah ayetinde kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır. Ayetin emri gereği Müslümanlar yakınlık, menfaat ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapamazlar.
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼin mânevî terbiyesi neticesinde; kız çocuklarını diri diri gömen, zulüm ve isyan karanlıklarına gömülmüş yarı vahşî câhiliye insanları; ince ruhlu, hassas gönüllü, gözü yaşlı birer sahâbî oldular.
Osmanlı’nın son dönemdeki en büyük alimlerinden olan Ahmet Cevdet Paşa’nın reisliğindeki komisyon tarafından oluşturulan Osmanlı’nın anayasası Mecelle'de yazılı 9 mühim kaide.
İngiltere’nin 1800lü yıllarda istila ettiği Hindistan’da işgal karşısında gösterilen iki farklı duruş...
Vakıf, Allah’a adanmış maldır. Son derece hassas davranmak icab eder. Mütevelli ve yöneticiler, vakıf mallarında tasarrufta bulunurken, basiretli bir tüccar gibi davranmak mecburiyetindedirler. Aksi halde mânen mesul olurlar. Vakıf malında yapılan haksız tasarrufun dünyada helâlleşme mercii bulunmadığından, âhirete taşınan bir vebal yüklenilmiş olur.
“Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir” [Nisâ sûresi (4)]. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müslüman kardeşine silah çekip öldürenin ve bu esnada ölenin cehennemlik olduğunu belirtiyor. Bir insanın âhiret hayatını da mahvederek ebediyyen cehennemde kalmasına yol açan şey, bir müslümanı öldürmeye niyet etmesi ve bu konuda kararlı olmasıdır.