Üzerimizdeki nîmetlerin şükrânesi olarak, o nîmetten mahrum olanlara hizmet ve ikramda bulunmayı, saâdet bilmeliyiz. Hattâ teşekkür edâsıyla infâk etmeliyiz. Alanın minnet altında kalacağı değil, verenin minnettar olacağı şekilde ihsanda bulunmalıyız.
Özürsüz olarak Tebük Seferi’ne katılmayan üç sahâbeden biri olan Kâ’b bin Mâlik'in (r.a.) çektiği çile...
Hakkʼa vâsıl olan yüksek şahsiyetler, dâimâ hizmet yolundan giderek menzillerine ermişlerdir.
İslâm, îmanlı gönüllerin rahmet semâsıdır. Bu semânın altında yaşayan mü’minler, İslâmʼın huzur ve saâdetine nâil olabilmek için îman kardeşliğine muhtaçtır.