Zıtlık (kontras) ne kadar net ise, idrak de o kadar berraktır. Siyah bir tahtanın üzerine biri beyaz, diğeri gri, iki iplik konsa; zeminle tezatı tam olan beyaz daha net görülür. Karda yürüyen beyaz tavşanı ise en keskin gözler bile görmeyebilir.
Hak dostları, îmân ehli olup da istidadlı bulunan kimseler için bir mıknatıs gibi câzibe merkezleri olduklarından, toplumun bütün kesimlerine bir şefkat ve muhabbet kucağıdırlar. Zîrâ, onları Cenâb-ı Hak sevdirir.
Hizmet ehli, her şeyden önce hizmetin kendisi için büyük bir nîmet ve lûtuf olduğunu düşünmeli ve bunu hizmetin birinci düsturu kabul etmelidir. Ayrıca nîmetin devamının şükürle kāim olduğunu idrâk ederek, Rabbine karşı hamdini ve şükrünü artırma gayreti içerisinde bulunmalıdır.
Toplumlar, kütüphanelerin tozlu raflarında kalmış olan kara kaplı felsefe kitaplarının üzerine abanmış bilgiçlerin fikirleriyle selâmete kavuşamaz. İnsanlığı hakîkî saâdet ve selâmete çıkaracak olan; Kur’ân-ı Kerîm ve onun canlı bir şerhi mâhiyetindeki Sünnet kültürüyle yoğrulup ilâhî hikmet ve hakîkatlerle kemâle ermiş müʼminlerin tebliğ, îkaz ve irşadlarıdır.
Filibeli Ahmed Hilmiʼnin A‘mâk-ı Hayâl adlı eserinde, beşerî aklın kifâyetsizliğine dâir bir hikâye vardır. Hulâsaten naklettiğimiz bu hikâyede, Râcî uzun bir müddet görüşemediği Aynalı Babaʼyı ziyârete gider ve aralarında şu ibretlik hadise gerçekleşir.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin Gönül Dergâhından HAKÎKAT İNCİLERİ kitabı çıktı.
Dr. Şemseddin Kırış "’Sahih Dini Bilgi Üretimi’ Söyleminin Açmazları” üzerine yazdığı yazıda son zamanlarda “sahih dini bilgi üretimi” kavramsallaştırmasını değerlendiriyor. Kırış, “Sahih bilgi nedir? Dini bilgiye kalbimiz nasıl mutmain olur? Dini bilgi ve bilimsel bilgi arasındaki farklar nelerdir?” vb. sorulara açıklık getiriyor.
Dünya, iki kapılı bir handır. Bir kapısından bu dünyaya adım atan herkes için mecbûrî istikâmet, ölüm geçididir. Fakat bu hakikat karşısında yine de insan, aslâ fânîliği istemez, dâimâ ölümden kaçıp sonsuzluğu arar.