Hz. Ömer'in halifeliği zamanında bir dağın eteklerinde düşman askerleri, Sariye ismindeki zatın kumandasındaki İslam ordusunu sarmak ve arkadan vurmak üzereyken vuku bulan keramet.
Bir söz vardır ki, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur.
Kişi hayatından öncelik sırası olarak neye ehemmiyet veriyor ise kişiliği de o minvalde ölçülür. İşte Hz. Ömer'den -radıyallâhu anh- bir nasihat...
Peygamber Efendimiz ve Halîfeler, İslâm dünyasının muhtelif merkezlerine pek çok âlim sahâbîyi hoca olarak gönderdi. Onlar insanlara Kur’ân’ı ve sünneti öğretiyorlardı.[1]
İslâm’ın en mühim kısımlarından biri beşerî münâsebetleri tanzim eden muâmelât kısmıdır. Muâmelât, fıkhın ibadetler dışında kalan kısmını, yani hukukun tamamını ifade eder. Buna, “kişinin diğer fertlerle ve cemiyetle münâsebetlerini tanzim eden fıkıh kâideleri” de diyebiliriz.
Hz. Ömer'in hayatını konu alan tiyatro oyunu "Ömer Bin Hattab", Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Karart Kültür Sanat iş birliği ile Atakum Kültür ve Sanat Merkezi'nde izleyiciyle buluştu.
İhsân, Allâh’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir.
Dünyanın en cömert insanı kimdir?
Haddinden fazla ve taşkınca gülüp neşelenmek, kimi zaman insanı gaflete sevk ederek ona bu âlemde imtihana tâbî bir kul olduğu hakîkatini unutturuverir.