Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, helâle riâyet hususuna çok ihtimam gösterirdi. Şüpheli şeylerden kaçınmakta da büyük bir hassâsiyet sergilerdi. Sohbetlerinde devamlı: “İbadet on kısımdır; dokuzu helâl rızık taleb etmek, biri ise diğer amellerdir.”[1] hadîs-i şerîfini okur ve muhtevâsıyla amel etmeyi emir buyururdu.[2]
Rızkın helâl ve temiz olmasına özen göstermek, şeytana uymamak adına atılmış çok önemli bir adımdır. Rızkın helâl olmasına özen göstermeyenler, şeytanın tuzaklarına karşı korumasız kalırlar, telkinlerine açık hâle gelirler.
Fetihlerin en muhteşemi, kalplerin fethidir. Ne mutlu kalbini bir rahmet dergâhı kılarak, kırık kalpleri gönül sarayında ihyâ edebilenlere…
Nasıl ki bir gram altını elde etmek için tonlarca toprağı büyük bir titizlikle elekten geçirmek îcâb ediyorsa, günümüzün iktisâdî şartlarında helâlden kazanmak da büyük bir gayret, dikkat ve hassâsiyet ister.
Hazreti Ebubekir'in -radıyallâhu anh- helal lokma hassasiyetini anlatan kıssa şöyledir.
Hasta ve yorgun gönülleri tedâvî edecek, muzdarip sîneleri huzura kavuşturacak ve herc ü merc zihinlere rehberlik edecek, yorgun gönüllere saâdet bahşedecek şahsiyetler, Hak dostlarıdır. Ki onlar, Bahâuddin Nakşibend, Abdülkâdir Geylânî, Hazret-i Mevlânâ ve emsalleri gibi, gönüllerini dergâh hâline getirmiş, ruhlarındaki merhamet ve sevgiyi bütün mahlûkâta taşımış velîlerdir.
İslâmʼın yemek âdâbında, Allâhʼın adını anarak yemeğe başlayıp yine Oʼna hamd ve şükürle yemeği bitirmek tavsiye edilir.
Hz. Ebû Bekir'in helâl lokma hassâsiyetini gösteren ibretlik kıssa...
Mevlânâ Hazretleri buyuruyor: “Bir seher benden ilham kesildi. (Bir tuluat, bir sünûhat, kalbime doğmadı.) Anladım ki vücuduma şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de hikmet de helâl lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helâl lokmanın mahsulüdür. Eğer bir lokmadan gaflet meydana geliyorsa, bil ki o lokma, şüpheli veya haramdır.” [Video 22 sn.]
Hangi yemek yenilmez?