Kişilik terbiyemiz adına hedef ve faaliyet haline getirebileceğimiz bazı hususlar...
Merhamet, sende olanı, senden daha mahrûm olana ikrâm etmendir. Bir mü’minin, muhtaç, garip, yoksul ve yetimleri arayıp bulması, maddî ve mânevî olarak onların kırık gönüllerini hoş etmesi, yani onlara İslâm’ın güler yüzünü sergilemesi îcâb eder.
Müslümanın gıdalarda ve yiyeceklerde hassasiyeti ne olmalıdır? Bizler gerek dışarda gerek evlerimizde tükettiğimiz her yiyeceğe gerekli önemi vermeli ve uygunluğunu araştırmalıyız. İşte hadisler ışığında Müslümanın hayatında helâl lokmanın önemi...
Mahmud Sâmi Efendi Hazretleri, kendisinden nasihat ve ders almak için ziyaretine gelenlere ilk olarak, mesleklerini ve helâl-haram husûsuna dikkat edip etmediklerini sorar, daha sonra başka bilgiler alırdı. Bu husustaki tavsiyelerini de büyük bir nezâket ve zarâfetle ifâde ederdi.
Mısır seferi sırasında Yavuz Sultan Selim’in ahlaki yüceliğini gösteren ibretlik bir vak’a...
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurur: “Size nasihatim, yediğiniz lokmaya dikkat etmenizdir. İnsanın, nereden gelirse gelsin, haram mı, helâl mi olduğunu düşünmeden her bulduğunu yemesi doğru değildir.
İbadetlerden zevk alamamanın temel sebebi; haram ve şüphelilerden yeterince kaçınmamak ve günahlardan kendini lâyıkıyla korumamaktır.
Kul hakkı; adam öldürmek, alışverişteki hile, aldatma, işçinin ücretini vermemek ya da geciktirmek şeklinde olabilir. Bu tür kul hakkından tövbe edip kurtulabilmek için insan, ömrü müsâit oldukça, kötülük ettiği kadar iyilik etmelidir. Hak sâhibi ile helâlleşmelidir. Bu mümkün olmazsa onun adına iyilik ve infakta bulunmalıdır.
Kazanılan mal ve yenilen gıdaların helâl veya haram olması, insanın duygularına ve amellerine tesir ettiği gibi hayatının akışına da yön verir. Zira malda öyle bir hususiyet vardır ki helal mal, haram yollara gitmediği gibi, haram mal da helal yola ve hayırlı bir işe nasîb olmaz.
Bahâüddin Nakşibend Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazıları...