Dinin îcaplarını çok iyi bildikleri, ilimleri çok fazla olduğu hâlde; ilimleri ile amel etmeyen, Ebû Hâris gibi, Bel’am bin Baûra gibi kimseleri, Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de Cum’a Sûresi, 5. âyet-i kerimede “kitap taşıyan eşeğe” benzetiyor...
Müslümanın asla unutmaması gereken iki şey nedir? Müslüman için en büyük ve tehlikeli facia nedir? "Ben" demenin zararları ve "Ben" diyenlerin ibretlik misalleri nelerdir? İslam kültürünün önemi, fazileti ve toplumsal etkileri nelerdir? Zamanın kıymetini nasıl bilmeliyiz? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor...
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, “Günah işlediğimizde hemen yazılır mı?” sorusunu cevaplıyor.
Hazret-i Mevlânâ şeytanın desîse ve aldatmalarına kanarak nefsine râm olup ibâdet ve muâmelâtını ziyân eden kişinin hâlini, ibretli bir hikâye ile anlatıyor.
Günümüzde, insanların farkında olmadan düştükleri mühim gafletlerden biri ibâdullâhı tahkîr, yani Allâh’ın kullarını küçük görerek hafife almaktır. Cenâb-ı Hak, hiçbir kulunun tahkîr edilmesine râzı olmaz ve bunu büyük cürümler arasında zikreder.
İnsan da Hacerü’l-Esved gibi cennetten çıkmadır. İşlediği günahlarla ne derecede düşerse düşsün, onun özündeki değer bâkîdir. Bu sebeple, günâha olan düşmanlığı günahkâra sıçratmamak îcâb eder. Fakat günahkâra olan müsâmahayı da günâha taşırmamak gerekir.
Bu fani hayatta ne yaşarsa insan, kalbinde onun bir yansıması duyulur ve gönlünde neyin sevgisi varsa hayatı onunla anlam bulur. Kalp feraha ermezse eğer, bütün dünya nimetleri serilse önüne, gözünde bir hiç olur. İşte bu yüzden dünya serüveni bir anlamda kalbin serüvenidir.
Allah'ın Müslümanlara olan merhameti aşikârdır. Tövbe kapısı son ana kadar açık bırakılmıştır ta ki mümin bu merhameti suistimal etmesin. Şeytanın bizleri, Allah'ın (cc) affıyla aldatması şeytanın en büyük tuzaklarındandır. İşte şeytanın bu vesvesesine karşı müminin sergilemesi gereken tavrı.
Müslüman demek insanlık hayrına yaşayan insan demektir. O tarafsız değil, âdil olmak, adâletin yanında yerini almak zorundadır. O hakikati yalnız bırakma suçunu işleyemez. Şikayet ve sızlanma makamında değil, imtihan dünyasında yaşıyoruz. Zaman boş durma zamanı değil, koşturma zamanıdır vesselam.
Helal dairesinde hareket edip haramlara tevessül etmeden zevkli bir hayat yaşanamaz mı? Helaller keyfe kâfi gelmez mi? Müslümanca yaşanan bir hayat neşesiz, zevksiz, donuk ve soğuk bir hayat mıdır? Dini hayat; zemini haramlarla döşenmiş bir mayın tarlası mıdır? Müslüman haram işleme korkusuyla her an mayına basma tedirginliği yaşayan bir yolcu mudur?