Peygamber Efendimiz’in ümmetine bıraktığı kutlu miras...
Dünyadaki cennet; aile yuvasında huzur ve saadet nasıl devam ettirilir?
Ezvâc-ı tâhirâttan Ümmü Seleme Vâlidemiz’in Hudeybiye günü keskin firâsetiyle bulmuş olduğu çözüm, Efendimiz’in mahzun gönlünü ferahlatırken, mühim bir meseleyi çözüme kavuşturmuştur.
Nefs ölür mü?
Gönül insanı için Kur’ân-ı Kerîm, tefekkür dünyasının derinliklerine açılan ihtişamlı bir kapıdır. Bu sebeple Hak dostları da Kur’ân’ın her kelimesinden, hattâ her harfinden değişik sır tecellîlerine mazhar olmuşlardır. Onlar, bütün ilimler ve te’lif etmiş oldukları eserlerin, Kur’ân nûrundan bir tecellî olduğunu ifâde etmişlerdir.
İnsan, birkaç gün misafir olarak bulunduğu bu dünyada kendini aldatır. Her gün cenâze sahnelerini seyrettiği hâlde, ölümü kendine uzak görür. İnsanlar bu ibretli yolculuğu idrâk etmiyorlar mı?
Ölümü bilen, fânî dünya lezzetlerine, bu hayatta yolcu olduğunu bilen de misafirhânedeki oyuncaklara aldanmaz!
Yeryüzündeki tüm kudret, zenginlik ve ihtişamına rağmen insanoğlunun bu dünyada (hiç) sahip olamayacağı çok mühim bir şey vardır.
Son nefes hususunda peygamberler hâricinde hiç kimse teminat altında değildir.
İnsanoğlu için kaçınılmaz olan ölüm, herkesin karşısına nasıl yaşadıysa öyle çıkar.