Allâh Teâlâ, müminlerin birbirlerine karşı kardeşlik ve muhabbet duygularını zedelemekte olan alay etme, gıybette bulunma, ayıp ve kusur araştırma, sû-i zan besleme gibi kötü vasıfları haram kılmıştır.
Âlimlerin ve âriflerin birbirini değerlendirmeleri gıyaben olmamalıdır. Üçüncü şahısların yanında yapılan değerlendirmeler, çoğu zaman gıybet olmanın da ötesinde daha büyük yanlışların ve haksızlıkların yapılmasına sebebiyet verebilmektedir. Yanlış bir söz, hüküm, değerlendirme ya da bakış açısı söz konusu ise imkân ve fırsatını bulup bizzat ilgilinin yanına kadar gitmeli ve meseleyi açıklığa kavuşturmalıdır. Ümmet birliği ve Müslümanların birbirine hüsn-i zannının devamı için böyle yapmak en doğru yoldur.
Mahşer günü Rabb'imizʼin ayıplarımızı örtmesini istiyorsak bugün biz de O’nun kullarının şahsî ve husûsî ayıplarını örtmeye çalışmalıyız.
Müslüman mütevazı, alçak gönüllü, kardeşlerini sever ve değer verir, her işini ve sözünü ihlas ve samimiyet açısından değerlendirir, kalp kırmaz, gönül incitmez olur.
Gıybet, bir müslümanın diğer bir müslüman kardeşinin arkasından konuşarak, duyduğunda üzüleceği veya utanacağı bir kusurundan bahsetmesidir. Bunu rumuzla veya kaş-göz, el-kol hareketleriyle anlatması, îmâda bulunması veya taklidini yapması da gıybete girer.
Tevhid anahtarının 4 dişlisi...
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “İnsanı inciten kişinin, Allâh’ı incittiğinden haberi yoktur. O bilmiyor ki, bu küpün suyu, Hakk ırmağının suyu ile birleşmiştir.” (c.1, 2520) sözleriyle Allah'ın hiçbir mahlukatını incitmeme ahlakını bize hatırlatır.
Oruçluyken yanlış hâl ve tavırlar içinde olanlara Rasûlullah (s.a.) Efendimiz’in pek çok îkazları bulunmaktadır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur: “Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini-içmesini bırakmasına kıymet vermez.” (Buhârî, Savm 8, Edeb 51)
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kemale ermek için aşılması gereken 3 merhaleyi anlatıyor. [Video 2 dk.]