Toprak üstünde fânî, izâfî, nefsânî saltanat ve câzibelerin aldatmacalarına kananların ve bu sûretle rûhânî vasfını zaafa uğratanların, toprak altında hüsran ve horluğa dûçâr olacakları muhakkaktır.
Şeyh Sâdî, 13. asırda yaşamış bir gönül insanıdır. Yirminin üzerinde eser kaleme almış olmakla birlikte, bilhassa Mevlânâ Hazretleriʼnin üslûbunu hatırlatan Bostan ve Gülistan adlı hikemî eserleriyle tanınmıştır. Âlim ve edib bir mutasavvıf olan Şeyh Sâdî; ilim, irfan, ibadet ve cihadla dolu, bir asırlık ömrün ardından, doğduğu yer olan Şîrazʼda vefât etmiştir.
Dostlar, arkadaşlar ve ortaklar arası da çoğu zaman iletişim kazaları ile bozulur. Burada şeytanın girdiği söz penceresi, çoğu zaman sü-i zanna dayalı gıybet, dedikodu ve yanlış anlamalardır. Söz üslubundaki nezaket ve saygının kaybolması da şeytanın gönüllerde vesvese üretmesinin tohumu olur.
Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri buyurur: “Senin gıybetini yapsalar bile, sen kimsenin gıybetini yapma!”[1]
Murâkabe, kelime anlamı itibâriyle “gözetlemek” demektir. Kulun her zaman ve mekânda Allâh’ı unutmaması, O’nun vahdâniyetini, rubûbiyetini yakînî bir şekilde hissedip, Cenâb-ı Hak’la beraber olduğu şuurunu kalbinde dâimî bir idrâk hâline getirmesi ve nihâyet O’nun muhabbetinde fânî olup O’nunla bâkî olma hâlidir.
Yalnızca ibadet zamanlarında değil, hayatın her safhasında kalp Cenâb-ı Hakʼla beraber olmalıdır. Fânîlik hissiyâtı içinde yaşanmalıdır.
Gönlümüz ve dilimiz, ilâhî hikmet ve esrârını yansıtan bir ayna olursa; oradan bütün mahlûkâta karşı şefkat, merhamet, lütuf, af, güzellik ve ihsanlar yayılır. Nefsimizin hoşuna giden şeylerden sakındırmak için Peygamber Efendimiz -sellallahu aleyhi ve sellem- bakın neler söylüyor!..
Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- şöyle buyurur: “Namaz kılmaktan zayıflayıp yay gibi, oruç tutmaktan eriyip çivi gibi olsanız da, haram ve şüphelilerden kaçınmadığınız takdirde, Allah o ibadetleri kabul etmez.”
Peygamber Efendimiz gerçek orucu tarif ediyor.
Oruç, Allah tealâ ve tekaddes hazretlerinin, kulları üzerine (Ramazan orucu) farz kıldığı mühim bir emridir.