İslam'a aklımızla mı yoksa kalbimizle mi inanmalıyız? İslam'da felsefenin yeri nedir? "İslam Felsefesi" tabiriyle neyi anlamalıyız? İşte bu soruların cevapları...
Her şeye taşıdığı değer kadar itibar edilmelidir. Geçici olanın sevgisi de geçicidir. Allah ise Hayy (diri), Kayyûm (her şeyi görüp gözeten) ve lâ yemût (ölümsüz)dür. Gözü ve gönlü Bâki olana çevirmek, hep O’nun rızasını gözetmek en akıllı iştir. Kalıcı olanın peşinde koşmak yorgunluk ve pişmanlık getirmez.
Cenâb-ı Hak, varlıkları çift olarak yaratmış ve insan neslinin devamı için kadın ve erkek arasına bir cezb-incizâb kanunu koymuştur. İki taraf da birbirine meyilli, birbirine muhtaç ve birbirini tamamlar özelliklerdedir. Yaratılıştan gelen ve hayatın devamını temin eden bu vasıflar sebebiyle, evlilik (nikâh) meşrû kılınmış ve ilâhî dinler tarafından teşvik edilmiştir.
Tasavvufta mânevî ilerlemenin asıl sermayesi muhabbet, onun tezâhürü ise âdâba riâyettir. Mürşid-i kâmillerle kalbî irtibâtın, yani râbıtanın asıl sermâyesi de muhabbettir. Fakat her hususta olduğu gibi, muhabbette de aşırıya kaçmak, insanı yanlış yollara sürükler.
Yüzakı Dergisi 123. sayısında idealist gençliği arıyor. Bugün gençlerin hangi gaye için, hangi ideali elde etmek için çalışıp, terleyip, gayret ettiklerini masaya yatırıyor ve gençlere hedef olacak idealleri anlatıyor.
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri tasavvufu "Allah'tan gayrı her şeyi gönülden çıkararak devamlı bir zikr-i daimi üzere olmaktır" diye açıklıyor. Altınoluk Dergisi yazarlarından Abdullah Sert Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun sözlerinden hareketle tasavvufun gayesini açıklıyor.