Cenâb-ı Hak içtimâî hizmetlere büyük ecirler lutfetmiştir.
Kur’ân okumak fazîletli bir ameldir. Lâkin mühim olan, Kur’ân ilmiyle meşgul olarak hüküm ve hikmetlerini anlamak ve mûcibince amel etmektir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz ve ashâbının en mühim meşgûliyeti, Allâh’ın kitâbını öğrenip öğretmek, anlayıp anlatmaktı. En büyük arzu ve iştiyakları da Kur’ân’ı tekrar tekrar okumak ve dinlemekti.
Kalb-i pâk-i Muhammedî’ye indirilen ve O’nun tarafından yaşanarak tefsîr edilen Kur’ân-ı Kerîm’e hizmet etmek, nebevî ahlâk ile ahlâklanmanın en mühim tezâhürlerindendir.
Bir imtihan mekânı olarak yaratılan bu dünyâda Allâh’ın sayısız nîmetleri içinde yaşarken, O’nun emir ve yasaklarına karşı çıkmak, en dehşetli bir nankörlük, en karanlık bir cehâlet ve âkıbeti en korkunç bir hamâkattir. Îman hakîkatlerine ve ilâhî ahlâk nizâmına sırt dönerek böyle bir nankörlüğe saplananlar, sonunda ilâhî intikâma dûçâr olurlar.
Meşhur Hatem-i Tai'nin kızı Seffane ve oğlu Adiyy bin Hatem'in İslam ile şereflenmesi ve Peygamber Efendimiz'in vefatından sonra gerçekleşen üç haberi...
Kâmil bir mü’min, bütün mahlûkâta karşı müşfik ve mütebessim olur. Yaratılanları Yaratan’dan ötürü sever ve sayar. İslâm’ı en güzel şekilde anlayarak onun güler yüzünü, insanlara, hayvanlara ve cemâdâta ilâhî bir lutuf olarak takdim eder. Böyle mü’minlerden oluşan bir toplumun huzur içinde olacağı muhakkaktır.
Yumuşaklık, mü’minlerin vazgeçilmez vasıflarından biridir. Hakk’a dâvet ve halka hizmette en mühim düsturdur.
Cenâb-ı Hak, kullarının güzel, sağlam, dürüst, açık, beliğ, tesirli, tatlı, gönül alıcı ve yumuşak söz söylemelerini arzu buyurmaktadır.
Cenâb-ı Hak kişiyi, söylediği ve yazdığı hakîkatler husûsunda samimiyet imtihânına tâbî tutuverir. Bildikleriyle amel etmeyen kişiler, her zaman için bu imtihânı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.