Bütün Sahâbe-i Kirâm, Allâh ve Resûlü’nün emirlerine itaat husûsunda son derece hassas davranırlardı.
Îmânı aşkla yaşayan kahramanlardan biri de Vehb bin Kebşe’dir. Bu mübârek sahâbînin türbesi Çin’dedir.
Sultan II. Murat’ın hayatta iken oğlu Şehzâde Mehmet’e verdiği târihî nasîhatler...
Ömrü boyunca cemaate ehemmiyet veren bir kulun, Cenâb-ı Hakk’ın lutfuyla son nefesini de secdede vermesi, “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.” hadîs-i şerîfinin güzel bir tecellîsidir.
Peygamber Efendimiz'in ümmetine aşıladığı İslam ahlakı ve faziletleri sayesinde ortaya çıkan eşsiz fazilet tablosu...
İnsanların kendisini örnek alıp tâbî olduğu kişilerin en küçük bir hatâsı, toplumun büyük bir kısmına mâl olabilir ve pek çok kişiyi yoldan çıkarabilir. Bu yüzden örnek şahsiyetlerin dînî mevzularda çok hassas davranmaları gerekmektedir.
Allâh’ın dînini tebliğ ve tâlim etmek, peygamber mesleği denilebilecek mukaddes bir vazifedir.
Kemâl yolunda (seyr u sülûk), ilim yolunda veya herhangi bir iş hayatının başlangıcında, ciddi bir gayrete soyunmayan, zor ve ağır şartlara tahammül etmeyen bir kimse, aydınlık bir yarına kavuşamayacak demektir.
Tebliğ hizmetinde, arzu edilen netîceye ulaşabilmek için Kur’ân ile meşgûliyette duygu derinliğine ulaşmış hassas bir gönle sâhip olmak ve Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmak gerekir. Zîrâ İslâm’ın en güzel tebliği, âdeta canlı bir Kur’ân gibi yaşayarak, İslâm’ın güzelliklerini kendi hayâtında sergileyebilmektir.
Bir mü’mini diğer insanlardan ayıran en mühim vasıflardan biri, merhamettir. Yaratan’dan ötürü yaratılanlara gösterilen merhametin bir tezâhürü olarak yapılan ulvî hizmetlerin başında da İslâm’ı tebliğ ve Hakk’a dâvet gelir.