Hazret-i Ali (r.a.) dört şey devam ettiği müddetçe din ve dünya, huzur ve selâmetle ayakta duracağını anlatıyor.
Musa Topbaş (k.s.) Efendinin 1987 yılında Altınoluk Dergisi'nde yayınlanan "Cemiyet Hayatımızda 60 Yıllık Edep Farkı" yazısını sizler için alıntıladık.
Müşriklerin Müslüman olmasını çok isteyen Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) müşriklerin tuzağına düşmemesi için ayetle uyarıldığı hadise...
Yoksul kişi nasıl cömertlik ve iyiliğe muhtaç ise, cömertlik ve iyilik de yoksul kişiye muhtaçtır. Güzeller, güzelliklerini seyretmek için nasıl tozsuz, passız, parlak bir ayna ararlarsa, cömertlik de yoksulları, zayıfları öylece aramaktadır. Yani zengin ve fakir birbirine muhtaç elmanın iki yarısı gibidir...
Yetimleri, kız çocuklarını, zayıf, yoksul ve gönlü kırık kimseleri hoş tutmak, onlara iyilik edip şefkat göstermek, kendilerine mütevazi davranıp kol kanat germek İslam'ın emrettiği hususlardandır.
Ahmet Hamdi Yıldırım, kurban etlerini kapı komşumuzu hesap ederek vermemizi ve muhtaç olanları ona göre belirlememiz gerektiğini anlatıyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Asıl yoksul, kendisine yetecek malı bulunmayan, muhtaç olduğu bilinip de kendisine sadaka verilmeyen ve kimseden bir şey dilenmeyen kimsedir." buyuruyor. Bu insanların dilenci olmadığını ve gerçekten muhtaç olduklarını işaret ederek aranıp bulunmasını tavsiye ediyor.
Fakiri ve garibi red için ağızdan çıkacak her ses ve nefes, onun kalbini incitir. Sanki sathına hohlanmış ayna gibi kalp buğulanır. Parlaklık ve derinliği zâyi olur. Cömertliğin keremini göstermez olur. Amellerimiz, infaklarımız dâimâ gözümüzde devleşir. Bizi oyalar ve aldatır. Bize haz hamallığı yaptırır. Dicle’den ve onun sahibinden habersiz olduğumuz için bir testi su, gözümüzde bir deryâ olur.
İslâm’da, kibirli ve hasis zenginler ile hakkında takdîr edilene sabredemeyip isyanda bulunan fakirler zemmedilmiştir. Bu yüzdendir ki Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Yâ Rabbi! Fakirlik ve zenginliğin fitnesinden Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 49) niyâzında bulunmuştur.
İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul’da yaşayan Suriyeliler ile ilgili sorun olmadığını belirterek, "Dilencilerin çoğunun aslında kendi vatandaşımız olduğunu sonradan gördük" dedi