Aile huzurunu baltalayan, saâdete gölge düşüren temel sebeplerden biri de memnuniyetsizliktir. Bu yüzden Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadîs-i şerîflerde bu mesele net bir şekilde ele alınmıştır.
Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kadın ve erkeğin insanî ilişkilerine yeni boyutlar getirdi. Onlara yeni bir hayat anlayışı, aileyi sevgi ile zenginleştirme, mutluluk, refah, rahmet her iki cinse de bu münasebetler sırasında ahlâki güzellik ve ruhi üstünlük kazandırdı. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiği din ile kadın, kaybolan vakar, şeref ve sosyal statüsünü kazandı.
Harp meydanında korkusuzca savaşıp toprağın sînesine şehâdet terennümleriyle baş koyan vefâkâr şehitlerimizin hanımları da vefâ misallari göstermişlerdir. Buna en güzel örneklerden biri, eşini Çanakkale’ye uğurladıktan sonra vefât edinceye kadar bir kez olsun adımını evden dışarı atmayan Şemsi ninenin hikayesidir.
Niyet, yapılan işin rengidir. Bir işe hangi niyet ile başlarsak, o kapılar bize açılır. Evlilikte de bu böyledir.
Herhangi bir yuvada hayat yaşıyorsunuz ve yuvanızı cennete çevirmek istiyorsunuz. Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? Cennet hayatının zevkine yuvanızda yaşamak istiyorsanız bunları yapmalısınız...
Aile saadeti için eşlerin bilmesi gerekenler...
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse eşine kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Müslim, Radâ 61)
Allah Resûlü nâzil olan âyet-i kerîmeleri hemen, önce erkek sonra da kadın sahâbîlere okurdu. Müslümanlar da gelen vahyi ezberler, bir kısmı da yazarak yanlarında muhafaza ederlerdi. Bu ashab-ı kiram arasında öyle bir hava yaratmıştı ki sahâbeden biri evine girdiğinde hanımı ona derhâl şu iki suâli soruyordu...
Bu çağda kadına dediler ki sen güçlüsün, özgürsün, tek çocuklu olmalısın, eşine cevap verirsen, ezilmezsin. Halbuki meşrû çizgileri aşmadan, kadın çeşitli hizmet sahalarında olabilir, annelik ve hanımlık vazifelerinin önceliklerini ihmal etmeden, hayallerini ve hizmetini gerçekleştirebilir.
Bugün televizyonlarda ve sinemalarda hiçbir İslâmî ve insanî endişe taşımadan gösterilen ahlâk dışı filimler, hadisimizin anlatılmasını yasakladığı hâlleri bütün mahremiyetiyle gözler önüne sermek suretiyle insanların iffet duygularını en ağır şekilde yaralamaktadır.