Osmanlı Sultanı II. Murat’ın, Allâh’a ve (O’nun) Resûlü’ne olan derin muhabbetini gösteren vasiyeti...
İslâm tarihinin sahâbe devrinden sonra en ihtişamlı devrini teşkil eden Osmanlı Devleti, pâdişâhından çobanına kadar bütün müʼmin halkının müstesnâ bir Peygamber aşkıyla temâyüz ettiği bir devlettir.
Bütün fânî nîmetler bir kişide toplansa ve o, huzur ve saâdet içinde bin yıl yaşasa ne fayda!.. Sonunda gireceği yer, şu bastığımız kara toprağın altı değil midir?!
Allâh’a îmân etmek, merhametli olmayı îcâb ettirir. Zira Cenâb-ı Hakk’a îmân eden kişi O’nu sever ve emirlerine itaat eder.
Ashâbın, Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-’e muhabbetleri bâzen o kadar coşardı ki, Allah Rasûlü’nü aralarında paylaşamazlardı.
Abdülhamîd Hân’ın hal‘inden beri yetim kalan nice Türk ve Müslüman unsurlar, kendilerine bir baba veya vefâkâr bir ağabey arayışı içindedir.
Allah yolunda infak etmenin fazileti nedir? İnfakın adabı nasıldır?
Hazret-i Ali -radıyallahu anh- ile Hazret-i Fâtıma -radıyallahu anha- evlendiklerinde, Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem-, Hazret-i Ali’ye: “–Bir ev ara!” buyurdular.
Abdullah bin Hişâm’ın anlattığı şu rivâyet, Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼe muhabbetimizin hangi seviyede olması gerektiğini göstermesi bakımından çok mânidardır...
Allah Teâlâ, bütün peygamberler içinde yalnız O’nun hayatı üzerine yemin ederek; “لَعَمْرُكَ: Sen’in hayatın üzerine andolsun ki!..” (el-Hicr, 72) buyurmuştur. Böylece ümmetinin, bütün dikkatini Allah Rasûlü’nün üsve-i hasene olan hayatına teksif etmesini arzu buyurmuştur.