Âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz hakkında şöyle buyrulmaktadır: “Ey Peygamber! Biz Senʼi bir şâhit, bir müjdeci, bir uyarıcı; Allâh’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir dâvetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.” (el-Ahzâb, 45-46)
Osmanlı zamanında Medine-i Münevvyi merak ediyorsanız Derviş Ahmed Peşkârî tarafından kaleme alınan Tayyibetü’l-Ezkâr (Nurlu Medine'den Hâtıralar) eserini Erkam Yayınları'ndan temin edebilirsiniz.
Âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı Raûf ve Rahîm’dir / çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin, mümtaz kaleminden çıkan, Rebiülevvel ayı vesilesiyle yayımlanan "Gönüller Sultânı Efendimiz'e Muhabbet" kitabı raflardaki yerini aldı.
Âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendi içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız Oʼna çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)
Bizim, çok sevdiğimiz, şefâatini dilediğimiz, dünyada Ravza’sına, ukbâda Havz-ı Kevser’ine hasret duyduğumuz Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- ile; ibâdet, muâmelât ve ahlâk bahsinde müşterekliğimiz acaba ne kadar?
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e ümmet olmamız, îmandan sonra en büyük nîmet... Çünkü Fahr-i Kâinat Efendimiz; Cenâb-ı Hakk’ın gönderdiği yüz yirmi dört bin kusur peygamberin imâmı, hepsinin en yücesi...
Ol Seyyidü’l-kevneyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. Ol Rasûlü’s-sekaleyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. Ol İmâmu’l-Harameyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. Ol Ceddü’l-Haseneyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ بَارِكْ وَ سَلِّمْ
Ömrümüzün her ânında; bizim için şefkat ve merhamet dolu, rakik bir sîne olan Fahr-i Kâinat Efendimiz’e ümmet olma lûtfuna erişmenin saadet ve sürûru içinde olmalıyız. Fânî kaygı ve endişelerin girdabında boğulmamalıyız.
Hak Teâlâ birçok âlem yaratmıştır. Bu âlemlerin 18.000’den 360.000’e kadar olduğuna dâir muhtelif rivâyetler bulunmaktadır. Bu rivâyetler, insan aklının âlemlerin sayısını idrâk edemeyeceğinden dolayı kesretten kinâye sayılabilir.