Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sevap kazanma hususunda ashabına verdiği güzel cevap...
Mü’minin merhameti, îmânının da şâhididir. Merhametin göstergesi ise hizmettir. Hizmetin, hayranlık uyandıran en zirve fazîlet numûnelerini de Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hayâtında müşâhede etmekteyiz. İşte Efendimiz'in (s.a.v.) hayatından hizmet örnekleri...
İmânın ilk meyvesi merhamettir. Fakat merhamet hissi, davranışlarla ortaya konulmadığı takdirde ispata muhtaç bir iddiâ olarak kalmaya mahkûmdur. Onun en güzel fiilî ifâdesi de, Allah için yapılan hizmetlerdir.
Dr. Murat Kaya, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) duası ile şeytandan kurtulan sahabeyi anlatıyor.
İslami ve insani olanı öldürmek değil, yaşatmaktır. Haksız yere bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek, bir insanın yaşamasını sağlamak ise bütün insanları yaşatmak gibidir. Harple, şiddet ve baskıyla bir müddet bedenlere hükmedilebilir fakat kafa ve gönüllere asla hükmedilemez. Asıl fetih toprak fethi değil gönül fethidir. Daimi bir barış ve huzur ortamı ancak bu şekilde sağlanır.
Dört genç kız… Kimi Müslüman olalı, daha iki ay olmuş… Kimisi altı ay… Bir kısmı ise, İslâm adını taşıyan, fakat özünden uzak büyüyen hanımlar... Ve “her şey aslına döner” misâli, özlerine, İslâm’a yönelmişler. Ama hepsinin, hidâyete kavuşmasının ortak paydasında biri var: Hocaları, Nesibe Dereli Hanımefendi… Küfrün ortasında, her yıl birçok hidâyetlere vesîle olan, çok gayretli, mütevâzî bir îmân âbidesi o… Nûrlu bahçıvanımızın elinde yetişen nâdide çiçeklerden, hizmet erlerinden sadece bir tanesi...
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Cenâb-ı Hak’tan üç türlü ilim telakkî etmiştir:
Yahudi kelimesinin mânâsı nedir? Yahudilerin kısa geçmişi ve son peygamberle (sellallahu aleyhi ve sellem) ilgili beklentileri...
Hakikate duyduğumuz aşkı özledik. O’na, Merhametlilerin en Merhametlisi’ne ulaşmak için her şeyimizi feda ettiğimiz aşkı özledik. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in ayağının tozu olan aşıkları özledik.
Hepimiz dünyaya bir defalığına geldik. Hayat imtihanımız bir sefere mahsus. Dünya hayatının tekrarı yok. Dünyevî imtihanlarda kaybedersek, tekrar telâfî imtihanına girebiliriz. Fakat hayat nîmetinin ne tekrarı var, ne de telâfîsi...