Çanakkale’yi ölümsüzleştiren ruh nedir? Gençliğin Çanakkale Muhârebeleri’nden alması gereken mesajlar nelerdir?
Medeniyet; şehirleşmek, şehir hayatını seçmek ve şehirliliği benimsemek anlamında arapça bir kelimedir. Medîneli olmak anlamına gelir. Arapçada Medeniyet yerine bedevîliğin zıddı olan “el-Hadâra” (yeşillik) kavramı kullanılır. Göçebelikten kurtulup yerleşik hâle gelmek, sahrâdan çıkıp vâhâ’nın yeşilliğini tercîh etmek demektir.
II. Abdülhamît Han, Osmanlı'nın içerisindeki karışıklığa rağmen halkın huzuru ve ülkenin selâmetini sağlayabilmek için bugünkü modern devletlere bile örnek olabilecek derecede mükemmel bir «istihbârat teşkilatı» kurmuştu. Bu teşkilata rağmen devletin içindeki hainleri temizlemesi hiç kolay olmadı. Nelerle mi karşılaştı? İşte II. Abdülhamit Han'ın yaşadıkları...
Gambiya Devlet Başkanı Yahya Jammeh, "kaderi Allah'ın ellerinde olan ülkesinin, bugünden itibaren İslam devleti olduğunu" açıkladı.
Sultan Abdülazîz Han, tahta çıktığında Osmanlı Devleti’nin durumu son derece karışık idi. Mâlî sıkıntı son haddindeydi. Karadağ’da çıkan isyan, Sırplar’la savaşa yol açabilecek durumda idi. Avrupa devletleri bu hâli fırsat bilerek, aracılık tekliflerini artırıyorlardı. Zira Sultân’ın Tanzîmat’tan vazgeçmesinden endişe duyuyorlardı.
Kânûnî Sultan Süleyman, millet ve askerin hissiyâtına riâyetkâr olduğundan, herkesçe çok sevilirdi. 46 yıl süren saltanatı müddetince de Allâh’ın dînini yüceltmekten başka bir gâyesi olmamıştır.
Bugün tarih ilminin çözemediği hâdiselerden biridir Pîrî Reis’in dünya haritası. Bu haritada “Grönland Adası”, aslına uygun olarak üç parça gösterilmektedir. Bu gerçek, ancak insanoğlunun Ay’a ayak basması ile tespit edilmiş bir hakîkattir.
Barbaros Hayreddîn Paşa’nın koca Cezâyir’de sultanlık yapabilecek bir imkândan ferâgat edip de oraları Osmanlı’ya ilhâkı, her türlü takdîrin üzerindedir. Bu, ondaki rûhî kemâl ile birlikte İslâm birliği fikrinin ve halîfeye bağlılığının kuvvetini ortaya koymaktadır.
Her türlü ihtişâmın zirvesinde, dünyanın kendisini "Muhteşem Süleyman" sıfatıyla yâd ettiği Kânûni Sultan Süleyman Han (1495-1566) Osmanlı sultanlarının onuncusudur.
Allah -celle celâlühû-, kendisine, peygamberlerine ve velîlerine hürmet ve tâzimde bulunanları âbâd eylemiş, onların dâhil oldukları topluma dâimâ rahmet indirmiştir. Böyle biri olan Yavuz Sultan Selim Han, Mısır Seferi'nden sonra sadrazamlığa getirdiği Piri Mehmed Paşa sultanla paylaştığı üç endişesi devlet mekanizmasının önemi hakkında önemli ipuçları içeriyor.