"Ya Latîf" ne demektir. Ya Latîf isminin anlamı
Halkın dînî duygularını istismâr edenler yüzünden, “imam, cemaat, hizmet” gibi birçok İslâmî mefhum, bugün bir îtibar kaybıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Hâlbuki bu kelimeler değil, onların gönüllerdeki nezâhetini kirletenler suçludur.
İmam kâmet getirebilir mi?
Ezanı işiten kimsenin cemaate gitmesi gerekir. Makul bir özürden dolayı camiye gidemeyen kimsenin özrü makbul olur ancak aşağıdaki hadiste de ifade edildiği gibi âmâ da olsanız cemaate devam etmemiz Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından tavsiye edilmiştir.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz, insanlara namaz kıldırdığı zaman, hafif tutsun. Çünkü onların arasında zayıf, hasta ve yaşlılar vardır. Herhangi biriniz kendi başına namaz kıldığında ise dilediği kadar uzatsın.” [1]
Allah Teâlâ, sana doğru yolu göstersin! İyi bil ki, Allah yolunda bulunmak isteyen sâlike önce lâzım olan şey, itikadını düzeltmektir. Doğru itikat, Ehl-i Sünnet âlimlerinin, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden ve ashab-ı kirâmdan öğrendikleri, anladıkları itikattır. Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şerîflerin manasını doğru anlayan, doğru yolun âlimleridir. Bunlar da, Ehl-i Sünnet vel-cemâat âlimleridir.
“Namaz mevzûunda en mühim noktalardan biri de, farz namazların cemâatle kılınmasıdır. Namazın cemaat ile kılınması vacip hükmünde müekked bir sünnettir. Şiâr-ı ümmettir. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- vefatına yakın son günlerin dışında cemaati hiçbir zaman terk etmemiştir.”
Cemaat kelimesinden herkesin kendi mensup olduğu gurubu, ocağı değil, öncelikle ümmet yapısını, ehl-i sünnet ve’l-cemaat/Kitap ve sünnet çizgisini takip eden mü’minler topluluğunu anlaması lazım geldiği unutulmamalıdır. Çünkü ehl-i sünnet ve’l-cemaat, guruplardan bir gurup, cemaatlerden bir cemaat değil, İslam ümmetinin ana gövdesini oluşturan yapıdır.
Ülkemizde hızla sayısı artan imam-hatip okullarımıza, Kur’an kurslarımıza, dini eğitim yapan müesseselerimize rağmen camilerimizdeki genç oranlarında istenilen artışın olmadığı aşikâr. Gün aşırı duyduğumuz “hocam, bizim delikanlıyı bir türlü namaza başlatamadık” serzenişleri bunun en büyük göstergelerinden birisi. Peki, gençlerimizi namazla barıştırmak için neler yapmalıyız, yapabiliriz? Hatta neler yapmamalıyız?
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri ibadetlerin mânevî tekâmül yolundaki ehemmiyetini anlatıyor.