Ağır bir hücum karşısındayız. Sadece şehirlerimizi, düğünlerimizi, karakollarımızı ve caddelerimizi bombalamıyorlar; bizi biz yapan inanç esaslarımıza ve fikir dünyamızın temellerine de büyük bir taarruz var. Hattâ kelimelerimize, mefhumlarımıza ve onların zihinlerimizdeki karşılıklarına büyük bir saldırı var.
Cemaate imam olan kişi (özellikle cumalarda) namazı kısa tutmalı, uzatmamalıdır. Çünkü cemaatin arasında hasta, zayıf, güçsüz, ihtiyaç sahibi veya iş yerinden izin alamayıp öğle tatilinden kısarak gelen kimseler bulunabileceğini düşünmeli, namazı hafif kıldırmalı, hutbe vaazları uzatmamalıdır.
Gönüllerin tatmini sadece ilimle değil, ancak Allah’a vuslat iledir. Bilgi, Allah’ı tanımada ve hakikatleri idrak etmede önemli bir vâsıta olmasına rağmen, sahibini saadete ve huzûra eriştirmede yeterli değildir. Bu sırrı bir şekilde hisseden ilim yolcuları, gönüllerini Allah ile teskin edecek yol ve mürşid arayışına girmişler.
Peygamberler, insanlara davetlerini ulaştırmak için nice sıkıntıları göğüslemişlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), önceki bir peygamberin halini anlatarak, kendi tutumuna delil getirmekte, sabrın peygamberlerce paylaşılan bir meziyet olduğunu göstermektedir.
Namazı kılmanın belli bir şekli var mı, namazın âdâbı nasıl olmalıdır?
İslâm dini birlik ve beraberliğe büyük önem vermiştir. Günde beş vakit namazın bir arada eda edilmesinin teşvik edilmesi, haftada bir cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, müminlerin görüşüp halleşmelerine, birbirleriyle yardımlaşmalarına vesile olmak gibi bir anlam taşımaktadır.
Cemaatle kılınan namaza, tek başına kılınan namazdan yirmi küsur, bazı rivayetlerde yirmi beş, hatta yirmi yedi misli sevap veriliyor. Cemaatle namaz kılmak üzere mescide gitmek ve orada namaz vaktini beklemek, insana büyük sevaplar kazandırır.
Diyanet İşleri Başkanlığının, dini yapılarla üç konu başlığı altında yaptığı görüşmelerde, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında benzer hataların tekrarlanmaması amacıyla belirlenen 5 ilke olumlu karşılandı.
Mûsâ Efendi -kuddise sirruh- da: “Yolumuz sohbet yoludur!” buyurur ve sık sık sohbetin ehemmiyetinden bahsederdi.
Cemaat, birlik ve topluluk anlamına gelen bir kavramdır. Din-i İslâm, ruhbanlık dini değil, cemaat dinidir. Mü’minlerin, birbirinden kopuk tek tek yaşayan kimseler değil, birbirine kenetlenmiş tuğlalar misali bir bütünlük oluşturması esastır.