Günümüzde devletin ve mahallî idarelerin ülkenin imarı için gösterdiği çabayı geçmiş asırlarda Osmanlı vakıf sistemi icra etmiştir. Bu sebeple Osmanlı medeniyetinin temel unsuru vakıf sistemidir, denilebilir.
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, "Bayram Namazı'nın kazası var mıdır? Bayram Namazı'nın Hükmü nedir? Nasıl kılınır?" konu başlıklarını anlatıyor. Bayram Namazı'nın Kazası Var mıdır?
İslâm dininde Ramazan ve kurban olmak üzere iki bayram vardır. Arapça’da îdü’l-fıtr ve îdü’l-adhâ şeklinde adlandırılan her iki bayram da hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.
Yahya Kemal Beyatlı'nın "ezansız semtler" başlıklı yazısını yorumsuz istifadenize sunuyoruz.
Bayram salâsı, dinî mûsikide salâ formunun bir çeşidi olarak okunur.
İstanbul Müftülüğü, Ramazan Bayramı namazını Sultanahmet Camisi'nde kılmak için İstanbullulara çağrıda bulundu. Açıklamada, "Kardeşlik, dayanışma ve bayramlaşma için bir araya gelinerek kılınacak bayram namazına, herkes seccadesiyle davetli" ifadelerine yer verildi.
Bayram namazı hicretin birinci yılı meşrû kılınmıştır. Enes (r.a)’ın şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Rasûlullah (s.a.s) Medine’ye gelince, Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı. Hz. Peygamber’in, bu iki günün özelliğini sorması üzerine ashâb-ı kirâm; “Câhiliye döneminde bizler bu iki günde eğlenirdik” dediler. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi şöyle buyurdu: “Allah o iki günün yerine, size bunlardan daha hayırlısını vermiştir. Biri Kurban Bayramı, diğeri Ramazan Bayramı.” (Ebû Dâvud, Salât, 239; A. İbn Hanbel, III, 103, 235, 250)
Çanakkale Savaşı'nda düşman kumandanlarının yapmış olduğu itirafları burada yaşanan ulvî hâdiselerde, Cenâb-ı Hakk’ın nusret ve inâyetini açıkça sergiliyordu. İşte onlara örnek hadiselerden biri daha... Bulut içinde bayram namazını eda eden Osmanlı askerleri...