Kıymetli okuyucularımız; Sizleri bu ay, ömrünün çocukluk ve gençlik devresini büyük zorluklarla geçiren, buna rağmen yaşadığı bu sıkıntıları, “Rabbinin kendisine ikram edeceği bir nîmete hazırlık devresi” olarak gören, bu yüzden kendisine çile çektiren herkese cân u gönülden duâ ederek büyük bir ibretlik hâl sergileyen Hatice Daştan Hanımefendi ile tanıştıracağız.
Komşuluk hakkı, saygı duyularak gözetilmesi gereken önemli bir görevdir. Cebrâil (as)'ın gelip gittikçe bu konu üzerinde ısrarla durması ve Peygamber Efendimiz'in komşuyu komşuya mirasçı kılınacağını zannetmesi çok anlamlıdır. Komşularla iyi geçinmeli, onlara zarar vermemeli, sevinç ve kederlerine ortak olmalıdır.
Annenin, çocuklarının bakımı ve terbiyesi konusunda göstereceği hassâsiyet ne olmalıdır?
Çocuklarımızın kusursuz olmasını istiyorsak, kusursuz anne-baba olmaya gayret etmeliyiz. Peki aileler çocuk terbiyesinde ne gibi hususlara dikkat etmelidirler ki kusursuz olmalılar...
Erkeklerin, âilenin muhafazası konusunda ne gibi bir mes’uliyeti vardır? Erkeklerin, âilesini sevk ve idâre esnâsında dikkat edeceği diğer hususlar nelerdir? İşte cevabı...
Özellikle anne, baba, kardeşler, eş ve çocuklar ile küs olarak, kırgın olarak gelen var mı?” Ben bu sorunun cevabını vermezler diye düşünürken beni mahcup edip açık yüreklilikle cevapladılar. Hattâ anlatmak isteyip gözyaşı dökenler çoğunlukta idi.
İnsanın var oluşu için yıllar öncesinden hazırlık yapılmakta, büyük anne ve büyük babalarımız, kendi annelerinin karnında daha 6 haftalıkken anne-babalarımızı oluşturacak hücrelere sahip olmaktadır. Böylece bizimle ilgili karar da alınmış olmaktadır.
Diş hekimliğine gönül vermiş, mesleğinde duayen olmuş, bir taraftan insanların fiziki sıkıntılarını giderirken diğer taraftan da onların ruhi sıkıntılarına merhem olan diş hekimi ve aynı zamanda Hüdâyi Gönüldaşı Merhum Oğuz Aydınol Beyefendiyi oğlu Mimar Ahmet Aydınol Beyefendi ile konuştuk.
Ana, baba, nine, dede, oğul, kız ve torunlara; zenginlere ve müslüman olmayanlara zekât verilmez. Ayrıca karı-koca da birbirlerine zekât veremezler.
Kaptan-ı Derya ünvanıyla nam salan Barbaros Hayrettin Paşa, halk arasında çok sevilir, şefkatli bir baba olarak görülürdü.