Erkek Ailesini Nasıl İdare Eder?

Erkeklerin, âilenin muhafazası konusunda ne gibi bir mes’uliyeti vardır? Erkeklerin, âilesini sevk ve idâre esnâsında dikkat edeceği diğer hususlar nelerdir? İşte cevabı...

Erkek, âilesini her türlü kötülükten korumalıdır. Âilenin dînî değerlerini ve ahlâkî güzelliklerini bozacak arkadaşlardan, ziyâret ve gezmelerden, televizyondaki bozuk yayınlardan, seciyesiz ve seviyesiz kitap, gazete ve neşriyattan âile fertlerini uzak tutmalıdır.

Hulâsa, âileyi içerden ve dışardan korumak vazifesi, tamamıyla erkeğe verilmiştir.

Erkek, dînî sınırlara dikkatli olmalı, mecbur kalmadıkça kadın ve erkeklerin birlikte çalıştığı karma ortamlarda bulunmamaya gayret etmelidir. Kendi irâdesi dışında böyle mekânlarda çalışmak mecburiyetinde kalırsa, gözüne ve hareketlerine dikkat etmeli, dînimizin emrettiği edep ve hassâsiyetleri gözetmelidir.

Eğer işveren mevkiinde ise böyle karışık çalışma ortamına vesîle olmamalı, erkekler ve kadınlar için gerekirse ayrı çalışma zaman ve mekânları düzenleyerek, hatâlara düşülmesinin önüne geçmelidir. İşyerinde, bilhassa başbaşa bulunacağı kimseleri hemcinsinden seçmeye gayret etmeli, çeşitli sebep ve bahânelerle hanım sekreter vb. çalıştırmaktan kesinlikle uzak durmalıdır. Günümüzde maalesef bu hatâlı davranışların, boşanmalara ve âilevî yıkıntılara yol açtığı acı bir gerçektir.

Akıllı ve dirâyetli bir erkek, evine adım atarken aklını; ticarethâneye girerken de hissiyâtını kapı eşiğinde bırakmasını bilir.

Âilesi ve çocuklarıyla münâsebetlerinde onların dünyevî işler hususundaki hatâ ve kusurlarını hoş görüp affetmeli, onlara merhamet ve hilm ile yaklaşmalıdır. Hanımının bütün sır ve ayıplarını herkesten gizlemelidir.

Dînî eksiklik ve ihmalkârlıklarında ise ciddiyetle yaklaşmalı, cehâlet veya tembellik gibi olumsuzlukların üzerine kararlılıkla gitmelidir. Hanımının ve çocuklarının dînî bilgi ve amel eksikliklerini tamamlamaya her hâlükârda titizlik göstermelidir. Hem bizzat emek vermeli, hem de bu hususta faydalanılması gereken olgun ve liyâkatli eğitimcilerden istifade ettirmelidir. Bunlar da babaların vazîfeleri arasındadır.

Erkekler, ev içerisinde âilesine karşı yumuşak ve güzel sözlerle gönüllerini almalı, abus ve kaba bir çehre ile onları yanından uzaklaştırmamalıdır. Peygamber Efendimiz:

“Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlarınızdır.buyurmuşlardır. (Tirmizî, Radâ` 11. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikâh 50)

Hanımıyla geçim ve ev idâresi mevzûunda istişâre etmeli ve gücünün üstündeki işleri ona havale etmemelidir. Hanımına zaman zaman çocuk terbiyesinde yardımcı olmalıdır. Zira hem çocuklar ve hem de ev işleri kadınları gece-gündüz fazlasıyla yormaktadır. Onların bu ağır yükünde yardımcı olmak, aradaki muhabbet ve anlayışın artmasına sebep olacaktır.

Hanımının yüzüne karşı ve arkasından duâlar etmelidir.

Hanımından habersiz uzak yolculuklara çıkmamalıdır. Yine eve, habersiz ve kim olduğunu bilmediği yabancı misafirler getirmemelidir. Hanımından, meşrû ölçülerin dışında nâmahremlerin karşısına çıkmasını ve onlara hizmet etmesini istememelidir. Âilesini mümkün mertebe karışık ortamlardan uzak tutmalıdır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Huzurlu Aile Yuvası, Erkam Yayınları, 2013

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.